0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
813
Okunma

-şu durup bize bakan
tanıdık geldi biraz
kır saçlı ağır aksayan
nasıl oynuyordu yalnızı
önce sabırla dinlemişti
uğramışken yalancı yaz
az çok serçeler izlemişti
mumu sönmüştü akşam ayazı
-bir ara çağırıyordu eskileri
hafifçe şair vaazı
habersiz zannederken bizleri
elimizi kolumuzu bağlayan
dizlerinde yine bir sızı
oturmuştu sessiz sedasız
kim kalmamıştı ki ağlayan
nasıl bu aşk böyle vefasız
bir de o kadar dağlayan
maziden geçiyordu acımasız
-sanırım bahsettiğin bayanın
elleri pamuk parçasıydı
dudağı varsa yoksa kiraz
üstünde küçük ben olan
yanağı sayfa beyazıydı
saçlarına ithaf bir nisan
süzülmesi gonca nazıydı
nasıl sen hatırlamışsan
ismi de bende kazılıydı
-daha neler dedirtmişti
dokunmuştu bir şiir gözlerine
ikindiye karşı işlenmişti
haylaz rüzgara rağmen
hüzün çökmüştü birden hepimize
aslında kaptırmazdın sen
kendini hiç bir mevsime
belki dallarınla eğilmen
güneşi kızdırdı tepemizde
-hani bulut arkasına almasaydı
azıcık gözyaşı dökmeseydi
biliyorsun beni kıpırdatmak zor
hatıralar adamı yormasaydı
ne güzel dizeler yetmemişti
yüreğinden başlayıp sökmeseydi
usulca mehtaptan bir kor
keşkelere izmarit yolmasaydı
sonbahara mola daha bitmemişti
dr.süreyya burak önder
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.