36
Yorum
45
Beğeni
0,0
Puan
1764
Okunma

Tertemiz bir sayfa açar, yeryüzüne serilince;
Minik paraşütler gibi, gökten yere inen karlar!
Bembeyaz gelinlik olur, ağaçlara sarılınca;
Döküldükçe ince, ince, dallara duvak takarlar...
Pencerenin pervazına, vurdukça kar taneleri;
Açılan pak sayfaları, doldurur kent haneleri...
Yepyeni bir güne baştan, girmekse bahaneleri;
O tertemiz sayfalara, hep umutlarla bakarlar...
Ak elleri Hakk’a açıp, gönülden yakarmak için...
Saçaklardan sarkan uzun, buzulları kırmak için!
Sırtüstü karlara düşüp, resimler çıkarmak için;
Hep hayaller kurarak/tan karlara yatar bekârlar...
Tellerdeki sığırcıklar, poz verirken kare, kare...
Her yöne döner bakarlar bilsek kaç binlerce kere!
Gök kargalar sıralanıp, başlayınca o konsere;
Gürültüden tellerdeki, bütün karları dökerler...
Fakir, zengin ayırt etmez, böyle geçer kış günleri;
Tatil yapan insanların, karda geçer boş günleri...
Bahar gelir, elbet sona erdirir güneş günleri;
Karlar erir, seller gelir, hep gürül, gürül akarlar...
Karaman-2016/01
Halil Şakir Taşçıoğlu