24
Yorum
65
Beğeni
0,0
Puan
2882
Okunma


sen ne zaman ki benden gittin, şiirini kaybettin
ve başladın kalemini yontmaya
çünkü yazmak bir düştür, yontmaksa bir gerçek...
ve insan ne zaman ki düşlerini gerçeğine yazabilirse,
o zaman yontabilir gerçeğin ağır yükünü...
kendini bende unutmuş bir adamın
yağlı boya portresiydi kalbimde asılı duran...
biz’in içinden geçerken yitirdim o’nu
iz diye bastığım her yol siz’e çıktı
kalbimin kirişlerinde çello çalan çingene
s’ağır müziği yapıyordu bir zamandır
çıplak ayak yatay dönüyordum
sensizliğin ekseninde
mağdur edebiyatı yapıyordu sözlerin nicedir
mağrurluğu dikte ederken gözlerim sana
etinden dışarı çıkmış kırık bir kemikti artık dilim
ne söylese acıyla akıyordu bal tadında etrafına
yanağıma yatırdım izdüşümlerimi
deneyimlerken gerçeği
kaykılarak b’aktım
hayatın sonsuzluğa açılan d’ar patikalarına
kahrına bir kala
sabrımı beş geçe çaldı sevdan kapımı
giyinmeye geç
soyunmaya erkendi hayatı
varlığın yokluğumu
ve gözlerin sözlerimi teğet geçerken
hiçliğimi içti dudakların
ve artık!
kendini sende unutan bir kadının
kara kalem çalışmasıydı
can’evinin duvarlarında silinmek üzere olan...
01:20/04.10.15
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.