14
Yorum
33
Beğeni
0,0
Puan
2925
Okunma


kiraz ağacı çiçeğine bakan çocuklar meyve beklerken
babalarının öfkelerini annelerinin ağıtlarını unutur
mutlu bir kukaya tekme atarlardı
babadan çalınan birinci sigarasının dumanını içine çekmece oyunu
yeşil pembe çiçekli mutfak tezgahının saklayan etekleri
sobanın sıcağında burnunun camdan gelen soğukla buz kesmesi
her kar yağdığında bahçedeki su saatinin donması
kapı önünde komşuların çamurlu ayakkabıları
ardından ilk yaz akşamlarının parlak mutluluğu
"tencerede kaynayan et mi dert mi
evden çıkarken mühürle dudakları
arkadaşlık okulda biter kapı önünde unut"
beyinlerine kazdılar yaşamın dıpnotlarını
okunmasın diye yağmur bulutlarına yazarken anıları
tahtalarla çevrili bir mahallenin sabretmeyi bilen kızları
öyle koşmuyor ayakları kırları unuttuğundan beri
şaka yapar gibi dizleri sek sek oynayamıyor
yıllar kuyruklu yıldıza takılı anlamadılar
şimdi kaldırımda yürüyebildiğine dua eder
tahtalarla çevrili bir mahallenin her şeye gülen kızları
boyları kadar evleri yıkanları koyduğumuz mezarlıklar yeşil sadece
meyveye durmaz ağaçlar, gelincikler açmaz bu ruh yıkımına
gözyaşları yağmura emanet -yağmasa da- kurak ve kırık anılara
tarhana ve reçel yapmayı öğrenmeden ölmemeli mi
tahtalarla çevrili bir mahallenin her işi bilen kızları
gelmiş geçmiş hep pişiyor ruhlarda
sonunda mis kokuyor ama bitiyor
bittiği yerde yaşam kokuları intihar ediyor
beton bir samanyolunda
-------------------------------------------------------------------------
intihar edene kızmayın çok bilmişler
insan yaşamından vazgeçmişse çiçekleri sulamayın
kedileri okşamayın
sakız almayın bakkaldan
bir insana tebessüm etmeden günaydın demeden geçsin gününüz
tahta çevrili evlerin magazinlerini bilen teyzeler özlendi mi
bilmiyorum emin değilim
Neşet Ertaş dinlerdi o komşular
şimdi ben dinliyorum
ah yalan dünyaaa.
Selma Dönmez 10 Eylül 2015
Sadece savaşlar unutturur insana çocukluğunu...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.