10
Yorum
50
Beğeni
0,0
Puan
3322
Okunma


Şuur bitse volta kalıyor
Kağıt kalem serbest diyor kıskanç bir dil
Aynada ağır kusur
Çatlak bir yüz, kendini bilmez cüret
Bu ne hiddet, bu ne cinnet
Kaskatı kesilmiş ruhunuz hayret
Terbiye etmek gerek bu hoyrat gırtlağı
Sızıyor dışına içinin karanlığı
Alnım olabilirdiniz
Ellerim sizdiniz
Göğsümü gererken dağ gibi hayata
Direncim de sizdiniz
Avuntuları yudumlarken billur kadehlerde
Tesellileriniz gecelerime meze
Bu öyle bir sarhoşluktu ki
Merhametten hallice
Şimdi nedamet hak getire
Bu bir çağ idi geçti
Bu bir yüzyıl gibi geçti
Her kahraman korkusuz sanılmasın
Siz bir yara idiniz
Bense pansuman mühendisi
Varlığınızda yaşadıysam
Yokluğunuzda daha neler neler yapabilirim
Düşünün bunları, bunları, en çok bunları..
Yeni bir soluk açıldı, kapı aralık
Aylardan temmuz, gök aydınlık
Kafam bozuk, içim bulanık
Yan tesir, ön tesir bilemem neyin nesi
Ah aşık olacağım, bir baş dönmesi
Bir dostluk hilesi, ötesi berisi, korku nöbeti
Sizi sevebileceğime inanmak istemiştim
Aşk süsü vermiştim bakışlarınıza
Şahsi bir kaybediş değil bu, evrensel bir tat var ayrılıkta
Dua ediyorsam inancımı kırmak içindi
Endişe şüphenin şüphesiz ki öz kardeşi
Hangisi ölürse ölsün diğeri alt ederdi bizi
Uykumun uslanmadığı gecelerde
’Biz’ yetmezliğinden kaybettim gözlerimdeki yaşları
Siz öyle sessiz yaşıyordunuz ki, kıyamadım öldürmeye..
fulya/temmuz2015
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.