6
Yorum
25
Beğeni
0,0
Puan
1377
Okunma

duydum ki
mazinin göz kırpmasından rahatsız olan yüreğin
ne var ne yok bütün anıları denk edip
kapıdan geçen eskiciye vermiş
yastığında bir tel saçım kalmış
onu da göndermişsin postaya verip
başım üstüne yar.
dağlar gibi sağlam derdin duruşuma
işte şimdi küstüğün o dağlar var ya
hala dimdik duruyor yerinde
başına yağan karlar
dondurmaz onu
alışkın her mevsim çılgın esen rüzgarlara
sarılır kardelenlerin kucağına
başını çıkarır beyazlığın içinden
üşüse de belli etmez başkasına.
yollarımda dilek çeşmeleri
tutanla tutmayana sevgiden bir pınar
içenle içmeyene damakta hasret
türkülere ağıt olur
şiirlere geceymiş gözlerim
yanaklarımda yıldızlar raksedermiş
sen hangi nasır tutmuş yürekle
kazma kürek alıp eline delecektin ki içimi
ne Ferhat olabildin
sevdayı ölecek kadar yüreğinde taşıyan
ne bir yavru ceylandın
eteklerimde öksüz kalan.
duydum ki
rüyalarına giriyormuşum sebepsiz
ter içinde korkuyla uyanıyormuşsun
hep başkalarıymış elimden tutan
bana sarılıp öpen
kabus deyip
ağzını dayıyormuşsun çeşmeye
içinin yangını sönsün diye.
gönül nikahıydı kıydığımız haram gecelerde
yıldızlar şahitti sevdanın en kutsalına
bu sevda hatırına seni aldatmadım yar
ki ne kadar yalan gülücükler dökülse de ayaklarıma
ezip geçtim üzerinden
ama
ayrı yolların
ayrı yolcularıyız artık
ne ben kaldı ne de sen
o yüzden gerekeni yapıp
bir defa da üç talakla boşuyorum seni
boş ol
boş ol
boş ol.
Ayvazım DENİZ