22
Yorum
44
Beğeni
5,0
Puan
3435
Okunma
düşüncelerin tespihleri sabır çekerken
yamaçlara kar yağdı gece yağmur ayazında
kara toprağın kokusu ölüm sesinde pekiştirir acıları
kara kalemin ucunda hasret naraları sevdayı ateşe verir
tutuşur ateşin alevi nağmelerinde satırların
kırık bir yüreğin sancısı katmerlenir
sevdanın ağıtları düşer ötelere
katlanmış parşömenlere karalanır hayatlar
bazen hüzün taşır
bazen sevdayı emaneten
bazen bir ölüm sessizliğinde cevapsız
ne çok zarflanır götürenin elinde yaşam
katlanır hiç sorgusuzca
belki, diyesi gelir
belki, bir gün
belki, bir çöpe atılır bekleyenini bilmeksizin
belki, adresini şaşırıp gelir sevda
kim bilir belki,
ömür kısa olan her şeyden daha da kısalır
artık kovalanır sayılmayacak kadar azaldı mutluluklar
bak yeşilin gölgesi yüreğe düştü
sevdalanan kalbin goncası aya
zor olan her şeyde hayır aranır oldu
ya tutarsa,
ya yutarsa,
yalanların köşe kapmaca oynadığı
bir zaman dilimi
körebe oynar ayaklarım
kelimeler zaten tutarsız
yak endamında hayalleri,
masal sanki hayat,
adı bilinmeyen kimsesiz
nefesi çıkmayan duyguların
kaybolan haykırmalarını duymalı
sırtına binlerce kambur eklenen yabancı
emek harçlığı tükenmez
adı fırtına,
adı hayal,
adı yelkovan,
ulaşmalı her kapının ziline umutlar
göbeği yırtık bir anı kalır
satırlarda name diye
tarihsel bir gelecekten günümüze
düşer mühürleri pul niyetine,
hani ellerimiz kınalı ağartmıştı saçları
hani koşmalarımız hiç yorulmazdı
şimdi yıldızları yakalıyor
göz yaşlarımız,
Nurcan Altın BİNGÖL
13/05/2014
5.0
100% (39)