3
Yorum
8
Beğeni
0,0
Puan
1014
Okunma
geçmişin gardiyanıyım
ne kadar suçlu anı varsa
hepsini kilitledim ışıksız hücrelere
ne bir damla gözyaşı veriyorum
ne de bir dirhem özlem
acı çekerek ölsünler istiyorum
elimde onlarca anahtarla
duvar kadar hissizim
çığlıklar yükseliyor penceresiz odalardan
duyuyorum
kimi bir çocuğun sesiyle haykırıyor
kimi pamuk prensesin
oysa hepsi cadı
hepsi soytarı
kapattım kulaklarımı
acımasız ve umursuz’um
ah ne çok yaktınız canımı
ne zaman içimde bir mum yansa
sizdiniz üfleyerek söndüren
sizdiniz gülerken ağlatan
öyle kalleşçe idi ki gelişleriniz
baharımı beklediniz hep
kışları beraber yaşamamışız gibi
ne istediniz papatyalarımdan
söyleyin
çaldığınız gülüşler’imle ne yaptınız
kahkahalarla gülsem
yine de unutmazdım ki sizi
niye hep haindi telaşlarınız
biblo gibi saklamak isterdim oysa her birinizi
kitabımın sayfalarında gül gibi kurutmak
ve çıkarıp acıttığınız yerden öpmek
koklamak biricik geçmişimi
şimdi intikam saati
madem ki yaşamayı bilemediniz
o halde ölünüz