1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
982
Okunma
Açtım perdeleri...
Gün ışığı süzüle süzüle,
Isıta ısıta bedenimi dolacak evime.
Bahar gelmiş meğer!
Uyurmuşum kollarımın
Kış eylediği döşlerde...
Nereden geldiyse...
Belki bir dostun dilinden,
Belki Tırtılmış içimde
Kozasında öylece dururmuş;
Bir kelebek konmuş omuzuma
Söylenecek sözler söylenmese de
Çiçekler patlamış
Toprağı kurumuş saksılarda...
Denizin buğusunda demliyorum çayımı,
Şimdi paslı demirlere bürünmüş temelleri
Kökünden söküyor
Sahilde çırpınan birkaç martı.
Nedim misali yazıyorum
Şarkısını hayatın.
Bugün bir başka güzelim,
Biliyorum çam ağaçları kadar güçlü
Benim bu ıpıslak bedenim.
Bir kaside de kendime...
Bu da nesip bölümü,
Döktürüp döktürüyor
Çatlak sesli kalemim.
Ezbersiz şiirlerin
Rüzgarına bir tufan
Oluyor güzel ağızım benim.
Bir sevda türküsü söylüyor
Üzerime giydiğim
Kırk yıllık elbise.
Sabrın nakşını vuruyor
Başımdaki kasket.
Dilim ecrini çoktan çekti,
Acı sözlerden aldı nasibini.
Ecdadımın mirası tuttu silkti beni...
Uyanış mıdır,
Küllerinden sıyrılış,
Savrulup denize dalmak mıdır
Bu şimdi?
Su akıyor kendi yatağında...
Setler kırılmayı bekler.
Yürek neyin peşinde,
Onu ancak
Bu yoldan geçen anlar.
Şimdi bir taş ustasıyım,
Belki bir nakkaş
Ya da makas tutmaktan nasırlı elleriyle
Bir terzi.
Kendi hayatımı yontacak,
Kendime biçeceğim bir düzen.
Bunu kendi kulağıma
Fısıldıyorum
Bir anne şefkatiyle...
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.