1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
1127
Okunma

ezgisi trajik olur ,
yaşanmış öyküyü dillendiren ırların...
ona göre bir renge bürünür,
bedendeki tavırların..
dalmak gibisi varmıdır bir hayale,
karışacakken sonsuz izbelere..
bir ihtimal daha var aslında,hayır; ölmek değil
yaşamak, bir avuntunun sonsuzluk emelinde....
ve savruluşunda kaybolmak;
bütün bir cennet heveslerinin....
bir busen olsun hatıra kalmaz mı bir anımızdan
geçip gidiyor bak hayat,yamacımızdan...
çekmecesinde soğuklukları toplamışsa zaman,
hunharca davranıyorsa sarı sonbahar,
ona bakan gözler artık ışık saçmıyorsa;
ve istenmiyorsa varlığın,
bir kopuşun başlaması
an meselesi..
kıskançlık başa bela, bilirmisiniz hiç?
geçilecek ne bir kenarı var ,ne de üzeri;
kıskanıyorum, askerin elindeki mavzeri...
ışıltısını güneşin ve parlaklığını ayın,
ve elindeki kalemi öğrencinin..
neşterini hekimin,
kararını hakimin...
süresini günlerin, kısalığını hayatın;
kıskanıyorum,
yarden ayrı geçen zamanı...
neydi getiren,
onca karmaşayı diz dize?
mutluyduk halbuki,
kendi yağımızla kavrulurken biz bize...
ne ötede yerimiz var bundan böyle;
ne de beride saklanacak yer, kendimizden...
bir adım sonraki kaçış ;yar
bir adım geri gitsen anan ağlar...
her yağacak yağmurda,
alevler sıçrayacak ruhunun paçalarına..
aldığın nefes seni boğacak,
bakışların hançer olup ;
beni parçalayacak...
5.0
100% (3)