11
Yorum
11
Beğeni
3,7
Puan
1731
Okunma
’Dünden bahsetme’ dedi,
yeşil bir susamuru yürüdü göz bebeklerine
dün hiç olmadı, zandasın.
’Bu bir inkar’ dedim ,
bubi tuzağına yakalanmış ceylanmışcasına titredi.
’Ya yarın ?’ dedim, ’yarın da yok’ dedi ve başını çevirdi.
’hafızamı, bu fikre feda etmeli miyim ?’diye düşündüm...
Pis pis güldüğünü hissettim, yüzünü bana döndü,
dudaklarından küçük bir tilki yürüdü kulak ardına.
Köşede yaşlı bir dilenci el açmış gelecek dileniyordu.
Onu işaret ettim,
’Ya bu adam ne istiyor o zaman?’ diyerek.
Dudaklarındaki tilki çoktan kaybolmuştu ve geçmişi de.
Haklı olduğunu biliyordum
ama mazimi ellerine vermek işime gelmiyordu.
Onun işine gelmeyen ise benimle çene çalmaktı.
’Onun ’ dedi dilenciyi gösteren elinin üzerinde
iki burunlu bir şam şeytanı bana bakıyorken,
’onun bu günü hiç olmadı’.
Yerden bir avuç vesvese alıp denizin üzerinde sektirdim.
Düş’üme döndüm.
Hayalime
Kendi bakış açıma
Ellerimle yarattığım cennetime
içine sığdıramadığım kendimle,
kendime döndüm.
Sarı bir ölüm geçti yanımdan koşarak,
eşgali belirlenemeyen bir hastalığın kovaladığı.
Görmezden gelir gibi yaptım.
Az ileride epeyce eskimiş bir çocukluk,
çatlak bir bilgelik eşliğinde şarkı söylüyordu.
’ Hiçbir güneş, aşk kadar ısıtmadı gezegeni diyorken simurg
yakasına taktığı otuz renge gülümsüyorken simurg
ey simurg gel bana sırrını ver simurg ’
kaçtım
kaçtım
kaçtım
Ardıma baksam taş olacaktım !
Nil 31 ekim 201~
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.