5
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
2787
Okunma

Ayaz yağmurların damlalarına sığındı rüzgar…
Sahipsiz bir şehrin zifirisi döküldü
Semazen eteklerinde döndü durdu ömrüm
Çilekeş öte yüzüm serseri bağrı açık düşüncelerim
Dimağımda buruk bir acı
Tatsız tuzsuz
ve,
İşte sonrası dile gelse de sorsa yaptıklarını
El ayak çekildi sesimin kara kovanından
Soyundu yeşil toprak divanında
Söyle ey geçmişim
Nedir ahvalin
Kırk çeşmede yuğsalar yüzünü nedir bu zifiri karanlık
Fakir bedenin neden bu kadar solgun
Çaresiz san ki,
Neyse,
Sustum…
Yanık bir koku düştü aklımın durağına
Şehla bakar ufka dokunan ellerim
Çekildi artık duygularımın damarları
Tükenmişlik eritti sancılarımı
Sen olmasaydın
Yaşarmıydı çürümüş bedenim
Neyse,
Sustum…
Ey ölüm / öldüm mü?
Sessiz gel hezeyan olmuş ömrüme
Kısa olsun can çekişlerim
Hissetmesin tenim
Yeşile doya doya baksın
Şerit gibi geçsin gözlerimden her acım
Duygularım dizlerime çöksün yalvarsın
Ayaklarım son defa bir kez daha yürüsün
Şöyle bir baksın geriye gelenler var mı diye
Kimseler görmeden ne olur ağlayayım
Katıla katıla ardım sıra
Bırak ellerimi suküta ereyim
Oh işte böyle
Duydun mu?
Sela’m verildi ötelerden
Kalabalık mı ?
Her kezler gelmiş mi?
Bana kelepçeli acılar yaşatanlar ölmeyecekler mi?
Helallikler mi? boş ver
Nasılsa hesaplaşmayacak mı?
Bu beden geçmişiyle
Toprak olsa da
Bir daha ki sefer acısız olsun,
Ölümde ölür bir gün,
Ayaz yağmurların sesi düşer mezarımın taşına,
Tütsü kokuları dokunsun nefeslerin hasına,
Nurcan BİNGÖL
12/07/2013
5.0
100% (8)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.