3
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
2317
Okunma

kavruk bir deriydi
buruşuk bir buluttan sarkan
ah’ lar ülkesinde
vah’ı kalmışlardan
dökülmüştü diye biliyordu
kimyasal yöntemle oysa
bozulan kimyası
derisinden yansıyordu
yolunmuş tüyleri hoyratça uçuşuyordu
şehrin izbe sokaklarında
" demekki yeni yoldular " diye düşündü
deniz sakindi
asabiydi oysa martılar
hava’ysa gergindi
davul derisi gibi
her an fırtına patlayabilirdi
nafile aramadı zaten
yamalı pantalonun yırtık göt cebinde
zırnık yoktu
gülümseyen insanların
gözlerinin derinlerine baktı
yel değdi yüzüne
sonra hafiften yellendi
adımlarını hızlandırırken
" bir huzur ver bana da Tanrım "
diye inledi
nicedir boştu
gurulduyordu midesi
gök gürledi
yağmur başladı
boyası aktı boyalı yüzlerin
ejderha yüzleri ürküntü verirdi
ürktü durdu
yağmur durmuştu
" ulan " dedi
" ben böyle hayatın "
" evinin taa hayatına edeyim "
evde açlık sefalet
borç gırtlakta
inmez ki aşağı
yutkunmak nafileydi
yine yutkundu bir kaç kez
yutamadı
" Eylül " dedi sonra
Eylül oralı bile olmadı ...
Mert YİĞİTCAN
19 . 09 . 2013
istanbul / tüyü yolunmuşların şehri /
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.