10
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
1847
Okunma
Tedavisi olmayan bir hastalık sanki bu şiir,
Ne öldürüyor, ne sıhhate kavuşturuyor.
Yazmayacağım artık seni, desem de kendim
bile inanmadım....
kolay olmayacağını biliyordum
utanmak, sıkılmak
belki de yadsınmak vardı ucunda
ama her şeyi göze almıştım
koyunca aklıma sana gelmeyi
memlekete birlikte gitmeyi
derede balık avlamayı
bir çam gölgesine oturup
eski yaşanmışlıklara gülüşmeyi hayal etmiştim
ve toza belenmeyi toprak yollarda
sen bebekken gördüğün kızı konuşacaktın
ben dikkatle dinlemeyi
su değirmenini ziyaret edecektik bir de
böğürtlen dikenlerini alt edersek belki de
incir ve dut toplamayı
komşu bahçelerden yerfıstığı çalmayı
toprak çatılı evlerin merteklerinde
nefes nefese sincap kovalamayı
kekik ve ada çayı koklamayı
hepsi bir şakaydı aslında
memleketi bir uçtan bir uca gezmek
belki yine gezeceğiz birbirimizden habersiz
ama aynı tadı verir mi... kim bilir
sen bana yüzmeyi öğretecektin bu yaştan sonra
ben sana yöresel yemekleri pişirmeyi
şiirler yazmayı, türküler dinlemeyi
ara sıra da memleket meselelerine dalmayı
şairsek eğer, sadece aşkı mı yazacaktık
biraz hüzün, biraz öfke, biraz isyan
en çok da dalga geçmeyi kendimizle ve hayatla
bazen bir bardak çay olacaktı yoldaşımız
bazen bardakları dolduracaktı gözyaşımız
hal böyle olunca gel de efkâr basmasın
arama közde demlenmiş o çayı
mesele ne içtiğin değil de kiminle içtiğinse
itiraf edeyim efendice
hayatımda içtiklerimin
o kahve en keyifsiziydi
ama en çok da neye üzüldüm biliyor musun
şiirlerin, yüzleri bile kızarmadan
hâlâ yalan söylemeyi sürdürmeleri...
Hatice AK/25.03.2013
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.