5
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
2197
Okunma

İçindeki kuyulardan birindeyim
nefesimi duyuyorsun...
millerle ifade edilemez sana uzaklığım
bir o kadar da içindeyim biliyorsun!
Sorular sormaktan vazgeçtim
nedenler de umurumda değil pek...
hiçliğe de kızmıyorum
en derin kuytudaki, beni ittiğin yere...
bir gün çekip alırsın ordan!
...
Doğduğu an kaç kez ölmüştür insan?
ben her doğum günümde ölüyorum...
yine de en kolay doğan kızıyım annemin
yaşamaya can atan...
Yasalar koyulur ikinci evimde
bir suçlu yaratılır...
oğlak dönencesinden yengeç dönencesine
üç yüz atmış beş gün altı saattir yaşam
samanyolu, yıldızlar...
çatıda kalan bir kedinin yalnızlığı kalır
gece ile aramızda...
bu kentler hep aşkları konuşur
ayrılıkları susar...
rüzgar sokakta bir kağıt parçasını uçururken
eteklerimin altında tüm arzularımın
perdeleri kapanır
kepenkleri kapanır tüm mağazaların
uykusuzluğumuz şarap şişelerine doldurulur
bardaklardan gece on ikiye...
usta; onikiden sonra her içki şaraptır der ya
arka bahçelerden girmeye çalışır hırsızlar
...
Çatı rüzgar, acı ve şerbet
kadın ve erkek...
aşk bavulları elinde
’bu sefer nereye gidiyoruz’, diye bağırmaktadır...
oysa kaç kapıyı kapatmıştık biz!
içmiştik acı şerbetinden
ölümü ve acıyı tatmıştık çoktan...
yine de en kolay doğan kızıyım annemin
yaşamaya can atan...
5.0
100% (7)