2
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
1967
Okunma
Biz Güneş’in görünen yüzünü sevdik
Toprağı sevdik ağacı suyu insanı ve onun yürek atışını sevdik
Biz hasreti sevdik o yol ki anlatılası gibi değil
Kör değil, sakat değil, ölü değil
Biz yaşamı, yaşamayı sevdik
ellerinde sıcak simit güneşe koşan çocuklar gibi sevinç içindeydik
Bilir misin, tüm dünya çocuklarının dili aynıdır;
tek bir yürekte hep aynı şarkıyı söylerdik; kardeşlik.
Biz her düşüşümüzde ışık selinde bir yol görünürdü
İdealimiz;bir umut, bir lokma ekmek ve bir yudum su
Bir de yüreğimize nişangah yaptığımız kırmızı bir güldü
Anla işte; yaşayan ölüler dikerken kendi mezar taşlarını
Biz bulutlara emanet verirdik göz yaşlarımızı
Ah ! Anadolu da baharın nefesine ağlar kuru üzüm çubukları
Sonra aynı heyecan ve coşkuyla yeşerip boy atar filizler
Yaprağına kırmızı benekli uğur böcekleri ve işçi arılar konar
Gülgesinde karıncalar Kaf Dağı’na uzanan pembe düşler kurar
Sen uyurken gül desenli yatağında
Mor salkımların yanağını öper
Güneşten gelen peri gülüşlü kelebekler
Şimdi diyorsun ki nerede o sevdalar,ve ölümsüz sevgiler
Heyy gözünü sevdiğim ! Kara bahtım! Gözüm, kaşım, al yazgılım !
Bilmez misin sol yanında onlar için dua eder melekler
Bilmez misin o güzel insanlar tahta kalemlerini toplayıpta gittiler .
Şimdi geride bizim gibi adam görüntüsünde kağıttan kaplanlar kaldı
Bir de enfiye kutularına gizlice sardıkları göz yaşları
Hayat denen yolda ince kızgın bir tel üzerinde yürürken
Millet ip cambazı sanıp doyasıya alkışlardı bizi
Bilmezlerdi ki ayak tabanlarımızın canlı canlı piştiğini
Yani anlayacağın güzelim, senin tabirinle biraz cahildik
vicdanı kör,irfanı kör şu üç kuruşluk dünya düzeninde
bir namluya sürgün mermi bile olamadık
Kahretsin ! insandık işte!
(Not: Bu şiir tüm olumsuzluklara rağmen onuruyla duracak defterimde)
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.