7
Yorum
15
Beğeni
0,0
Puan
1631
Okunma
SEFAHAT
Güneş boy veriyor, inadı yenilirken gecenin,
Yep yeni düşlerim; döşünden seyri sefer ederken,
Gurbet tahtasında yazılmış bedeli yevmiyenin,
Hatıralardan biri bir diğerini terk ederken.
Sancılı doğum başlar, ürker üzerine hecenin,
Seyyah olup batar üstüne dinlenen her hecenin.
Akşamlarımda; günü deşifre eder zalim tenim,
Karışık sevdalarım tırmanır mabedin bağrına,
Zehrini kalbime kusar, aşüftedir bu bedenim,
Sükunetin dilinde gururum dolaşır çağrıma.
Bereket kapısı çöle doğru irkilip gidenim,
Yol yol dağılıp vahalarda; al al güller bitenim.
An gelir, kuşlar uçar çok uzaklara buralardan,
Defterin nakşıyla yazılır düzmece harflerimiz,
Sığınır gölgenin dansına resmeden sıralardan,
Perhizinde düşe durur; az yemekli sörflerimiz.
Sun testini ferah eyle, gel başıma oralardan,
Koyu bir dem düşürelim; en son kalan şuralardan.
Ne dersin ;böyle keşmekeş halinle, nerde taharet?
İsmini düşe yazmış giderken serseri mübaşir,
Kahinlerin dillerinde ne görünürse kehanet ,
Temizler mi bilemem, yoksa süpürür mü teneşir?
Zaman doldu, içlenme; yok olmakta yer ,gök , kainat,
Müjde sana ey kul! haşra dek sürer; en son sefahat.
02-02-2013
Hayrettin ŞAHİN