8
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
1967
Okunma

Saçları yağmur kokuyordu
teni toprak
çok sevdim onu,
kokusunu...
şemsiyesiz gezdim ruhunda
yalınayak koştum caddelerini
köprülerinde avazım çıktığı kadar
haykırdım sevgimi
peçete kullanmadım öpüşürken
parfüm sıkmadım sevişirken
biz makyajsız boşalttık özümüzü
BİZ olurken
annem olsaydı da deseydi;
"kalbinle değil, beyninle sev kızım", diye
ne annem ne de beynim yokki
kalbim vardı sadece,
ben de onu verdim sade’ ce
çatal bıçak kuralı yoktu masamızın
besmelesiz oturmadık hiçbir sofraya
bardağımız hep yarıya kadar doluydu
midemizden önce
ruhumuzu doyurmak tek tutkumuzdu
isyan etmeden baktık dipsiz kuyulara
ipimizi kimseye dolamadan indik karanlıklara
el ele tutuşunca geçiyordu tüm yaralarımız
sancılarımız diniyordu
karışınca birbirine yazgımız
Babam olsaydı da deseydi;
"aynı kutuplar iter birbirini, geri dur kızım",diye
ne babam vardı
nede zıt düştüğümüz bir yön birbirine
nasıl iterdim onu söylesene
koparmadan kokladım tüm güllerini
buselerden taclara boğdum
kimselerin iz süremediği unutulmuş eklemlerini
ensesindeki gül demetini
diz kapaklarındaki yasemini
yudum yudum içime işledim
cennetten bir bahçe indiren nefesini
Onu sevmek
kokusuyla yağmurda
toprağı ciğerime çekmek gibi
Onu öpmek
denizin dibinde soluk soluğa
ayağımı kuma gömmekti
şimdi nefesim gitti
Sevmiyorum Ben/Sen/Siz/liğimi
biri olsaydı da deseydi;
"toprak yağmurla güzel kokar, ayrılmasınlar" diye
kimsem yokki
yağmur duama amin deyip
toprağa gömebilecek beni
Gülşen Mavi
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.