21
Yorum
20
Beğeni
5,0
Puan
3321
Okunma

suzanna,
çocukluğumun deli dolu pervasız kızı
rüyalarımdaki kışkırtıcı gülümsemelerin sarışını
güneşin bakışlarına üflediği ateş gözlüm
yaşamın sinsice ağlarını ördüğü kırık bir akşam üzeri
hatıraların tortusunda gördüm solgun
yüreğimin uçurumlarına sarkıttığın
salkım söğüt küheylan yelesi saçların
yıldızlardan beyazlar çalmış
zambaklara göz kırpan kirpiklerin neden ekin bozuğu
gözlerinin yamaçlarında terleyen çiğdemler kaybolmuş
insafsız faylar parsellemiş yanaklarının vadisini
yıllar nazik bedeninin yavuz hırsızları olmuş
her şeyi insafsızca götürmüşler acımadan
dağılmışsın
hırpalanmış talan edilmişsin
nadide parçalar misali
belli ki zaman hoyrat davranmış
duygularının mağrurluğunda taç giymiş anlına çizgiler tünemiş
harabe ahvalin bağ bozumu san ki
bir o kadar solgunsun hazan yapraklarına inat
ne oldu sana suzanna
zihnimin kıvrımlarına
hoyrat kokularını işlediğim goncalar nerde
kim geçti yüreğindeki
rüzgar esintisi efil duygularının üzerinden
nazik ruhunun atlaslara sarılı derundeliği çiğnenmiş
körpe tebessümlerin kaybolmuş
gizemli endamın bir gölge gibi ardında
keşke seni görmeseydim
hüzünlü bir sonbahar akşamında
çocukluğumun kaldırım taşlarında kalsaydı resmin
hep eski günleri düşleseydim sana ulaşamadan
yıkıldım kasvetli bir karşılaşmanın ilk dönemecinde
tarumar edilmiş ahvalinin enkazında kahroldum
ıslandı el değmemiş düşlerim hayal kırıklıklarımda
sırılsıklamım yüreğime yağan şaşkınlıklardan
bahtından çok daha derbederim
bir o kadar tükenmiş
yeniden maziye geri dön suzanna
ne olur yıllar öncesindeki seni geri ver
haydi çocukluğuma git ki ayağa kalkayım
5.0
100% (24)