3
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
810
Okunma
Aslında bir öğüt izlenimi verse de yapılan yolculukta düşülen hataların bir özeleştirisi bu şiir...Çok uzaklarda bir yerde kendimde kilometrelerce uzakta zor bela kavuştuğum henüz olgunlaşmamış benliğime bir özlem işte...Gerisi bir varmış bir yokmuş; dalga meyve değil miyiz? Günü gelip olgunlaştığımızda elbet düşeceğiz; yeter ki içimize insanlığımızı, sızımızı, düşlere misafir aşkımızı, hayallerimizi kemirecek bir kurt düşmesin? Hidayet DAL
u z a k l a ş m a
sürüklenen sen değildin bu ırmakta
dağılan bendim buğulu solgun nefesinden
susmalara kanayan sesine kırıldıkça…
sarhoş ve dalgındım
sana her yenilişimde
aymazdım dünyanın şaşkalozluğuna
şiirsizlik değildi derdim
şuursuzluk hiç değil…
harami bir susku tarafından soyulmuş
pürtelaş giyinmiştim çocukça aşkına
aşkındım
asılmıştım halatın bir ucundan
çekiyordum yaşam denen koca kıçlı gemiyi…
gülsün diyordum
evet gülüşenimsin…
denizi biriktiyordum ceplerimde
maviyi seviyorsun diye
tutup titreyen ellerinden
yüreğimde ellerin feleğin çarkı
ellerin ki kıvrana kıvrana
çıplak bir çağrı
azıcık ışık
azıcık şarkı
darası şarap
aşk kadehinde dudak yangısı…
geç teşhis
belki de imkansızlıktı
yoldaş olacaktık
omuzdaş olacaktık ne de olsa
affola !
diyorsun ki kendine iyi bak
-onurum dalında sararmak-
Hidayet DAL/ISSIZ ADAM
Can Sokağı Lambaları-31 Mayıs 08