4
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
1080
Okunma

Beklemek
Yankılı sancılara dokunuştur
Özlemek
Yüreğin nem tutmuş yüzeylerinde
Zirveye yolculuk
Adressiz mektuplara ulaşmak gibi
Gözleri yaşlı tütün sigaraları dumanına yaslanıp
Yorgun ayakların yürüyüşüdür
Belki de
Yele karşı çömelip uzanamadığın tene dokunuş gibi
Uzuvlarının titremesidir
Ötelerin ta ötesinde
Dar vakitlerin ardına kısılarak saf tutmuş bedeni
Berzah âleminde sahibine teslim eder gibi
Suskun ve solgun bakıştır
Yolcusuz trenlerin kara dumanlarına kapılıp
Paslı lokomotiflerine sığınarak geçmişine el sallamasıdır
Ya da göz çukurlarından boşalan tuzlu suların
Ark açarken yanaklarda
Dudakların oluşturduğu şelalenin altında ıslanmaktır
Belki de beklemek
Yeryüzüne çökecek dumanın hapşırıklara yol açması
Dil kıvrımlarının yüreğin içerisindeki damarları zehirleyip
Akan kanı kirletmesi gibi
Ağızdan çıkan son kelimeyi kabul etmemesidir
Semandan boşalan çığlık yırtarken toprağı
Pişirilmiş taşlar kaskatı keserken günahkâr bedenleri
Sorgusuz sualsiz Lut’un ardına takılıp gitmektir
Belki de beklemek
Aç dünyanın kara kıtasında doğurduğu her çocuğu
Kıtlıktan kaybeden hamile kadının ana rahminden
Kafasını dışarıya çıkartıp ağrılı bağrışlar sırasında
Göbek bağından düşmemek için asi inadıdır
Ya da beklemek
Yusuf çile rüzgârlarına zindanlarda sabrederken
Kanlı gömlek kokusunda Yakup peygamber gibi gözleri kaybetmek
Musa gibi Kızıl Denizi Firavun zulmüne karşı asayla ortadan yarabilmek
Ya da
Son kılavuz son peygamberim Hz. Muhammet
Parmağıyla Ay’ı ortadan ayırırken
Yaradan’a secde etmek ve öylece orada kala kalmaktır
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.