1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
3104
Okunma

1998 Yılında bir pazar günü seyrettiğim Baykuş yollarda proğramında yolu bir Huzurevine düşen Baykuşun konuşmalarını şiire taşıdım.Emine teyze-Haşmet Amca- H.Ahmet ağa ve huzurevi şiirleri ni yazmama vesile oldu.Tamamen yaşanmış gerçek hayatttan alınan hikayelerdir.
*Resimler internetten alıntıdır,hikaye ile ilgisi yoktur.
Bugün vardım Yozgat huzur evine,
Yaşlı Hasan Amca, teyzelere de,
Müdür Bey tanıştırdı bizleri,
Başladı anlatmaya öyküsünü.
Hepsinin derdi bir, başka hikâye,
Kimi oğlundan, kimi kızından yana,
Yüzleri güler de gönüller yanar,
Dertleri dinledik içim burkuldu.
Hasan Amca ağlar oğlum yok diye,
Kızım da olmadı der garip garip,
Belki de hayırlı böyleymiş derim,
Rabbim bilir her kulun kaderini.
Evlenmiş, yaşamış yıllarca mutlu,
Hanımı gidince kalmış çok dertli,
Dünya malı değil insanı güldüren,
Gönülde sevgidir asıl sermaye.
Ağla Hasan Amca açıl biraz sen,
Hakkında yazılan hayırdır bilsen,
Evlat da mal da bir imtihan derim,
Rabbim nasip etsin güzel günleri.
Bir teyze oturmuş eski iskemle,
Bir ayağı kırık, sarılmış beze,
Yanında kasketli bekleyen amca,
Merak ettim neden ağlıyor diye.
Haydar imiş ağlayan o gariban,
Yozgat’ın köyünde ağaymış zaman,
Koyunu, atları çokmuş sayılmaz,
Nice acı geçmiş onun başından.
Allah bana verdi altı kız evlat,
Köy yerde beklerdi tarla ve hayat,
Altı kızdan sonra düştü gönlüne,
Bir oğlan hasreti yaktı bağrını.
Yedi kurban adadım Yüce Hak’ka,
Bir oğlan ver diye yalvardım çokça,
Duam kabul oldu geldi bir oğlan,
Kurbanlar kestirdim köy halkına da.
Büyüdü oğlum da oldu delikanlı,
Okumadı kaldı dalda budaklı,
Askerlik zamanı kaçtı ordudan,
Dediler evlenir olur akıllı.
Gelin aldık oğlana hayırsızmış,
Başta güzel göründü gönül almış,
Anne baba diye sevgi gösterdik,
Sonunda oyununu bize kurmuş.
Bir kaç kız oğlan da oldu evinde,
Yıllar geçti dertler doldu peşine,
Hanıma söz söyledi utanmadan,
Ayırdık sonunda kendi evini.
Tapuyu ver dedi verdik elimle,
Mal benim değil ki evlat yüzünden,
Köy halkı kızardı kızlara verme,
Biz iyilik sandık yaptık gönülden.
İpler onun eline geçti sonunda,
Bizi ezdi durdu kendi yolunda,
Çıkın gidin dedi kendi evinden,
Yüreğimiz yandı onun sözünden.
Yetmedi hanıma vurdu küreği,
Kırıldı hanımın kolu, bileği,
Kırık bacak ile nereye gider,
Dayanmaz bu derde insan yüreği.
Haydi çıkış yolu ver bize Rabbim,
Çok çektik kalmadı artık takatim,
Zulüm ile geçmez bizim hayatım,
Sabır ile bekledik senden yardım.
Kızların yanına gitmek zor oldu,
Damatlar yabancı, gönlüm daraldı,
Bir tas çorba için eğilmem artık,
Rabbim bize yeni kapılar açtı.
Dostlarım bağışladı son tapuyu,
Bulduk sonunda huzur kapısını,
Köyümü aratmaz burası bize,
Şükrettik Rabbimin bu lütfuna.
Sayılı nefesler biter sonunda,
Her kul yürür kendi yoluna bir gün,
Dünya malı kalır geride ancak,
Gerçek yurt ahrettir bunu bil Hocam.
Hüdayi der sabret gönül sabret,
Dert veren Rabbime yine şükür et,
Her kapı kapanmaz umut var iken,
Mevlâ’ya bağlanan bulur selamet.
05.06.2012//KIRIKKALE
HİDAYET DOĞAN OSMANOĞLU
TC.KÜL.BAK.HALK ŞAİRİ
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.