12
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1445
Okunma
En güzel Ekim’ de parlıyor Güneş artık
Yüzünde yaşanıyor baharın sonu en güzel
Sen de gittin ya, dümeni kırık artık
Rotası kayıp bu geminin.
Suyuna gitmek lazım ki yavaş küflensin amortileri
Dumanı içine çekmek lazım ki yavaş puslansın mazisi
Ellerime değdiğinde yakmıştın
Merhemi yavaş sürmek gerek ki canım daha da yanmasın.
Adam uzak ve genç şimdi
Zamanı yavaşlatmak lazım.
Sesini kısmak ve çok beklemek.
Sözün lazım, sözün ki üzerime sinsin ve
Kokun lazım, kokun ki içime işlesin.
En güzel Ekim’ de doluyor artık yüzüm, hüzün
Tenim rengini en güzel seninkinde buluyor
Yine de karışıyor aklım, küfleniyor bir mazi
En güzel, Ekim’ de gidiyorsun sen artık.
Nitekim, bir yılandı gurbet yatağıma giren ve
Çıkmak bilmeyen.
Her gece zehriyle nefes kesen
Canıma kast eden.
Parmak uçlarımda toplanan iltihabıyla
Aktı şehir, yandı şakakları
Düştü adam ve sen...
Sen hala yatagımdasın
Gurbet...
Ve Ekim çığlık çığlığa düşüyor arkandan...
16.70.2007
belki düşerim birilerinin aklına hesabıyla...
yanarken bir mazi öylesine
sadece öylesine işte...