16
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
2343
Okunma

Hanidir geçmemiştim şehrinizin sokaklarından
Damıtık duyguları seyri sefer eylerken,
Aniden kararan bulutların gölgesinde
Aşkın baş/kentindeydim dün gece
Usulca çaldım şehrin kapısını
Ürkek çekincelerimle
Kapı duvar olmuş geldiğimi görünce
ses/siz- dil/siz
gömülmüştü sanki kefensiz...
-belki bir umut
-belki de işkence
Fütursuzca yineleyince ısrarımı
Dilsiz karanlıklar ülkesinde kayboldum.
Soğuk ve yalnızlık!
İliklerimde horon teperken,
Postallarım yorgun ayaklarıma eşlik etmiyordu sanki
Hep bir adım geriden yürüyorlar
Hayallerimi asıyorum saçlarını uzatmış buzdan sarkıtlara
Sokak lambalarında içi geçmiş isyanından
Hiç’te tanıdık bakmıyorlardı yüzüme
Oysaki! ben o kentin çocuğuydum
Onlar da sırt çevirmişlerdi
Aşk düşmüş saçlarıma ve onulmaz yaralarıma
Kar yağıyordu lapa lapa
Sizin oturduğunuz dik yokuşlu sokakta
Belli ki seyrediyordun uzakları mutsuz gözlerle
Lambalar sönük/ perdenin yarısı inikti
Sen de mutsuzdun benim gibi
Sessizce uzaklaştım oradan
Düştüm ara sıra kayan kardan
İz bırakmıştım geçtiğim her yoldan
Belki gelirsin diye
Gözümden akan,
Yüreğime damlayan
Ilık ılık hardan.
Gelmedin…
/Siren sesleri on ikiyi teğet geçtiğinde
Veda vakti gelmişti kaybolmuşluk şehrinden/
Aşkın başkentinde yolculuk!
Bin bir küfür, isyan, kahrolmuşluk
Elimde kaldı üç-beş karanfil
Bir de kırık bir kalp yükleyip sırtıma
Öylece kaldığım şehrine
Son gelişimdi
Son dokunuşumdu telefonun tuşuna
Son oturuşumdu sevdanın yokuşuna
Ve son isyanımdı
______________Sana/ bana
Elveda şehir…
-----------------01.03.2012
Ümmü AŞCI
(üma)
5.0
100% (18)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.