Yağmur sağanağına kapılıp, Yakma yanaklarını. Pencere önünden geçer gibi Geçti cocukluğumuz... Unut salıncakları! Gidenlere aldırma. Tutabildiğin kadar tut ellerinden. Sevdan fırtınalı bir sabahtı. Sen, akşam et kirpiklerini, Ağart s...açlarını. Bas gözlerine, Masallardaki bütün tuzları. Ama... Düşürüp gözlerinden, Kırma sakın oyuncakları... Onun sevdası, Ölü bir kuşun sıcaklığı kadardı. Caizdir! Eğipte gözlerini yere, Ağlatma sakın! Elvan-ı Seb’ayı!
Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Nazım Hikmet, Memet Fuat'a Mektuplar, s. 52-53’te şöyle yazmış:
Şekilden öze, muhtevaya değil; muhtevadan, özden şekle. İlkönce muhteva [içerik], sonra şekil [biçim]. Şeklin nasıl olacağını tayin edecek muhtevadır. Tabii bu metodoloji bakımından böyledir, yoksa şekille muhteva bir birliktir. Lakin bu birlikte, karşılıklı tesirleri olmakla beraber eninde sonunda tayin edici unsur muhtevadır. (...) Öyle muhtevalar vardır ki, onlarda kafiye istemez, konuşma dili - bazen şehirlinin, bazen köylünün, bazen münevverin, bazen işçinin, bazen külhanbeyinin, bazen ev kadınının vs. konuşma dili - ahengi ve imkânları yeter ve en uygun olanıdır. Lakin bazı muhtevalar vardır ki, kafiye ister - kafiye de çeşit çeşit olabilir, kafiye imkânları da hudutsuzdur - ve bazı muhtevalar vardır ki, konuşma dili yetmez, daha geniş, daha mücerret, belki bundan dolayı daha renksiz bir dil ister. Hasılı bu getirdiğim misalleri istediğin kadar çoğaltabilirsin. Yalnız, bir şey yapma, dogmatizme saplanma, gençlikte dogmatizme, değişmeyen, ebedi hakikatlere saplanmak ve bunları kabul etmek ileri bir işmiş gibi gelir insana. Bak ben, yıllardır, hiç kafiyesi olmayan şiirler yazdım, konuşma dillerinin çeşidiyle şiirler yazdım, içinde bol resim olan, yahut hiç resim olmayan şiirler yazdım, kitap diliyle şiirler yazdım, çeşitli kafiye telakkileriyle yazdım, hasılı, muhtevama, o şiirdeki, o muayyen, müşahhas yazıdaki muhtevaya uygun şekli bulmaya çalıştım. Yanlış bir iş yaptığıma da kani değilim.” diyor ünlü şair Nazım Hikmet, Memet Fuat'a Mektuplar’da.
Sizin şiirinizi okuyanlar bu yazdığım notu da okuyunca nasıl düşünürler acaba?
Siz şiir yazdığınıza inanıyorsunuz mutlaka fakat hangi kalitede yazdığınıza inandığınız da ben merak eyliyorum.
Bu yazdığınıza şiir diyorsanız, şiir hakkında yazılanlar ne diyeceksiniz?
Yazarsanız görüşünüzü okunacaktır mutlaka. Not:
Siz de benim şiirimden hareketle şiirle, güzel şiirle ilgili görüşlerinizi gönlünüzce dillendirebilirsiniz. Sinirlenmem, küsmem, yanlış anlamam. Doğrularınızdan faydalanırım. Daha güzel şiirler yazarım. Bu vesile ile hürmetlerimi iletiyorum. Selamlar.
Ben şair oldum dediğim gün kelimelerimin kalemini kırdığım gün olacaktır büyük bir ihtimalle.Şiirde kaliteye değinmişssiniz.Şair olabilmek için sadece duygu yetmez,şair öncelikle serbest ve hece şiirinin kurallarını bilmek ve öğrenmek zorundadır.Bu gerçek hayatta da böyle değil midir? Bütün sanatlarda usta çırak İlişkisini görürsünüz. Yüksek okul bile bitirseniz branşınızda staj yaparak ve zamanla olgunlaşırsınız.
Şair de zaman içinde olgunlaşır ve kapasitesi oranında kendisini geliştirir. Bu gelişim sırasında kendisine; düşüncelerine ve duygularına yakın şiir önderleri seçer.
Ama en mühimi; kendisini geliştirmenin yolu çok okumaktan geçer. Dağarcığınız ne kadar büyükse eteğinizdeki taşlarda o kadar çok ve çeşitli olur.
Ben eteğimdeki renkli taşları biriktirmeyi seviyorum.Eleştirilere asla kırılmam.Sitemde etmem.Eleştiri olmazsa ne kadar taş biriktirebilirim ki....
İlerleyeceğim binlerce satır araları var ve biriktireceğim kalıplı heceler...
Ben şair oldum dediğim gün kelimelerimin kalemini kırdığım gün olacaktır büyük bir ihtimalle.Şiirde kaliteye değinmişssiniz.Şair olabilmek için sadece duygu yetmez,şair öncelikle serbest ve hece şiirinin kurallarını bilmek ve öğrenmek zorundadır.Bu gerçek hayatta da böyle değil midir? Bütün sanatlarda usta çırak İlişkisini görürsünüz. Yüksek okul bile bitirseniz branşınızda staj yaparak ve zamanla olgunlaşırsınız.
Şair de zaman içinde olgunlaşır ve kapasitesi oranında kendisini geliştirir. Bu gelişim sırasında kendisine; düşüncelerine ve duygularına yakın şiir önderleri seçer.
Ama en mühimi; kendisini geliştirmenin yolu çok okumaktan geçer. Dağarcığınız ne kadar büyükse eteğinizdeki taşlarda o kadar çok ve çeşitli olur.
Ben eteğimdeki renkli taşları biriktirmeyi seviyorum.Eleştirilere asla kırılmam.Sitemde etmem.Eleştiri olmazsa ne kadar taş biriktirebilirim ki....
İlerleyeceğim binlerce satır araları var ve biriktireceğim kalıplı heceler...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.