14
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
2806
Okunma

Moskovada başımdan geçen hadiseden esinlenerek kaleme aldığım bir şiir...
Yanık susam kokusu gelir dimağıma ötelerden
Bu şehir ırak, sevdalara uzak, gizli değil mi zaten sırlar
Özgürlüğe susamış duygular kaybetmekten korkar kazanılmışlığı
Bir ateş ki, ne su yeter söndürmeğe ne bozkırlarda esen hoyrat rüzgâr
Karanlık korkutmuyor artık geceden daha koyu düşlerim
Bir ormanın derinliğinde,çığlık seslerinde kafama dayanmış namlu
Biçimsiz bir sona hazır değil haykıran sesimin aksi sedasında
Kurt gözlerinde vahşi bir bakış infaza hazır elleri
Yeminim var gelmem artık bu şehre üşüyen ellerimin arasında yüreğim
Cesur olmaktan nefret ederken korkularımı yenmek zorunda kalmak
Oysa, severdim ben ormanı türlü mahlûkatın yaşadığı yerde ölmek ne acı
Ay ışığında ıssız karanlığı adımlarıma düşen gölgenle bölmek
İnsanın kendisiydi yaşamın bedeli
Ne var oluşumun önemi vardı o dakikada ne de paranın
Hıristiyan duyguların elinde esir kaldı benliğim
Soysuz bir ölümü hak etmedi bedenim
Biliyorum ki,
Çöken sis bulutu lacivert gecenin çığlığında,
Ulaşabilirse nefesim pırıl pırıl güneşliydi sabahı,
Serhat BİNGÖL Ereğli 06/01/2012
5.0
100% (18)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.