3
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
1285
Okunma

Susmayın
Susturmayın beni
Hayatın acımasız elleri
Bir gün herkesi yakalar
Adaletin dar kafesinde yargılandı masum günahlarım
Ayaydın gecelerimi karanlığa bürüyen soytarılardan
Çocukluğumu geri alamadım
Çakıl taşı gibi nehre atıldım
Kayboldu uğultum
Tükendim
Bittim
Kadere kafa tutmak güçtü benim için
Vadesi doldu ömrümün
Her gün yeniden öldüm
Utanç abidesi gibi teşhir edildim kem gözlere
Yüzüm silik
Kimliğim yitik
İsmim bitik
Yaşam zul oldu bana
NiÇin
Büyük bir boşluğa gebeyim
Taştı içimden bakılmayası suratlar
Kirpiğimin ucundan çiy tanesi düştü gönül hücreme
Soğuk yel esti pencere kıvığından
Uçtu kuru yapraklar etrafımda
Sonbahar oldum
NiÇin
Nefesi düğümler boğaz
Yutkunmak ne mümkün
Doğu ufkunda battı bir güneş
Çekildi göğün mavisi
Söndü eflatun düşleri körpe hayatların
Şimdi ay gökyüzünde yıldıza kaldı
Gün ağardıkça bahtım karardı
Yüzüm soldu
Ellerim cansız
Yürüdüm hüzne dikenler içinde
Gizemli binlerce göz üzerimde gezinir durmaksızın
Gülümsüyorum yine de
Mülteci bir gül taşırken yüreğimde
Yüreğim sürgün
Gözlerim öksüz ve yetim
Unuttum çocukluğumu insafın arka cebinde
NiÇin
Lanet olsun
Artık masala bile inandıramam kendimi
Fısıltıdan süzülen bir efsaneyim şimdi
Kaç yıl birden eskittiler beni
Kaç mevsim geçti üzerimden yazı beklerken
Kaç sevincim yarım kaldı hicranımda
NiÇin
Mevsimlerden bahardı
Ilık mı ılık güneşli bir günde doğmuştum
Berfin’dim güneşi şimdi gören
Büküldü boynum
Tükendi umutlarım
Bir hiçten ibaretim
NiÇin
Ben büyüğüm oysa
Küçük olan onlardı insanlıkta...
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.