16
Yorum
18
Beğeni
4,6
Puan
2205
Okunma

Annemin duvarları yıkılır sandığımda
kaçan kertenkele kabuklarında
aklına gelen sert bacaklı
her adımda varlığımı sorgular gibiyim
bir hindistan kastından serzenir gibi gibi
ah bu da vardı değil mi sanki bulutları
içerleyen o armut dudaklı arnavut kaldırımlarının kenar taşlarında
aklım işte kadınları bir tutup iki sayıyorlardır
akşama dağlar diyoruz akşama dağılıyorlar ellerinde kesmeşekerler
sandım ki bu diyarlarda eli eksik tüfekler parlatıyorlar
arnavutluk ateşinde küçük kulübeler ahir,atıl
sımsıkı at,ot,ötekingiller vesaire,
işte tam oranın oltu taşına biraz sıkı kemerler getirsek
sonra istanbul ve kaliforniyayı kaliforniya yazabilme arastası
ve gettolar yaratıyor devletin akşam mesaicileri
başı tuğlalılar baretleri sarıydı ama kimsesizde gezilebilirdi dedim ya
dedik;
isyan etmek boyun eğmektir kabulüyle
sürüngenin
kaçışında boynuna hız ararken beyinsiz başı sürekli taçlar
üstünün
dahi kıçına çarpan beyaz
evin soytarısına aralarda ve analarda
sultanım denilişinin
altında açılmış seçilmiş yatan anlamla evcilik oynayan
kambur örümceklerin
yatmadan önce tanrıya göz kırpıp
yorulmuş sopalarına kan ve ruh çağırmaları
her saat dönüşümle
bölünmüş denizlerin
yıkılmış direklerin
eskimiş heyecanların
paslanmış kederlerin
çatlamış arların
itilmiş bel altıların
eğilmiş arkaların
ben savunurum ben savunurum ben savunurum ben sana vururum
ben sana iyi vururumcuların
ve em
ve em
em em
emo emo anarşilerin
ve hepsi hepsi hepsi tersten okunsa bile aynı huzurla aynı huzurlarda
eritiyor tuğlaları korkunun fırınında
çarka yetiştiriyor
gökyüzü istemez ayaklar için
ve kendine varıyor annemin duvarları sandığımda
ben ve o ve içinden çıkılan her şey
ikiden bir düşer gibi
toplamı oluyoruz
bir kaldırım kimsesizliğinin
LOKMAN KURUCU-MURAT EMEK ÖZKAN
5.0
90% (18)
1.0
10% (2)