7
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1009
Okunma
Babam, hep ağaç diker, yabanıl olanları aşılar ve onlar büyüdükçe, çocuklarını sever gibi severdi ağaçları.
En çok da Zeytin Ağaçlarını.Onlara çok emek verirdi, sonra yetiştirdiği meyve ağaçları. Gözü gibi bakardı onlara, maazallah birine bir şey olsa, kıyamet kopardı evde.
İki tane de gül fidanı yetiştirmişti, biri yaz kış demez açar, diğeri hep baharı beklerdi...
aynı bahçede iki gül ağacı...
biri yaz kış demez açar,
diğeri olsun isterdi
her mevsim bahar.
açmayan hep bakımlıyken,
açan güle el süremezdi kimse;
ziyan olmasın isterdi çiçekleri...
ama o her yıl biraz daha yaşlanır
ve birer birer kururdu dalları.
menekşeler sarmıştı sonunda
açmayan gülün etrafını...
baharda açsa da kaybetmişti
babamın ilgi ve şefkatini.
menekşelerdi artık gözdesi;
çünkü annem en çok
mor menekşeleri severdi.
hiçbir ağaçtan
yaprak düşmesin isterdi babam.
sanırdık bizden çok sever onları,
kıskanırdık ağaçları,
yeni filizlenmiş aşıları...
o ise bizleri okşar gibi
okşarmış fidanları.
sonradan öğrendik ki
her birine verirmiş
bir çocuğunun adını.
en çok da zeytinlerini korur kollardı;
yemek içmek bir tarafa...
tüm ağaçlar içinde zeytini bir başka severmiş,
meğer o dallar babam için barışın simgesiymiş.
06.10.2011 - Hatice Ak
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.