1
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1222
Okunma

Ah İstanbul, neler açtın sen başıma neler!
Geldim, bulaştın üstüme, girdin kanıma, git gidebilirsen
Şikâyetçiyim senden arkadaş. Kime, şikâyetimi kime diyeyim, bilemiyorum.
Yahû ne tuhaf, ne acayip, ne belâlı şehirmişsin sen!
Bunca arsızı, hırsızı, iti kopuğu namussuzu
Nasıl toplar ve yaşatırsın bir arada? Bu ne efsundur!
Milyon tilki döner de sokaklarında, kuyrukları değmez birbirine.
Yettin artık, çok oldun sen İstanbul
Gidersem bu sefer, resmine bile bakmak kırk yıl, haberin olsun
Gelme artık üstüme, takatimin son haddinde
Seninde kalbini kırmak istemiyorum.
Nede olsa onca yıllık hatırın var üzerimde
Güzel, hoş, lâtif anılarla hatırlamak isterim senide
Tıpkı göçen dostlarım, ahbaplarım ve akrabalarım gibi…
Ama ömrümü aldın ya sen İstanbul
Cesedimi bırakmayacağım sana, babamın yanına
Bursa’ya, çocukluğumun geçtiği mahalleme gömsünler beni
Büyük evlâttan umudum pek yok ama
Küçüğü hayırlı ise tutar vasiyetimi.
Şşşt İstanbul, şaka yaptım,
Darılabilir miyim hiç ben sana! Âşk olsun.
Al, sar beni yine, öp gönlümden...
01.56 – 15 Eylül 2011 – Perşembe
İstanbul
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.