16
Yorum
12
Beğeni
4,9
Puan
1728
Okunma

---
Ağzının kıyısından her öptüğümde
Lâl çiçekler açardı ben susardım
Eğilirdi ağaçlar ayaklarına hepsi maviydi
Ben kalbimi bir kelebeğin kirpiklerine asardım
Başındaki bulutlara dokunsam önce ellerin ağlardı
Tutup geceyi saçlarına takardım sen susardın
Neyim varsa vazgeçerdim senin dışına düşerdim
Sana ne çok şaşardım durup badem şekeri gülüşüne
Çatlardı gamzelerin eylülde saçılan nar"a benzerdin
Hep ben toplardım süpürüp içime yüzünü
Avuçlarıma saklardım oradan bakardım gözlerine
Bir buğday başağı çiziyorum incecik bileklerine beyaz
Gökyüzü soyunuyor çırılçıplak yıldızların gölgesinde
Elma yaprakları öpüşüyor rüzgârla, orda mısın ?
Ağzımda dağılıyor toran üzümü, dedim ya Eylül
Ben hep seni sevmenin dirilişiyim biliyor musun ?
Derken kırmızı bir gül açıyor masamda
Bir şiiri su diye döküyorum suskun geceme
İki nefes çoğaltıyor zamanı Azelya
Sana bölünüyorum aşkın ve şefkatin diliyle
Uzasa da sesim sessizlikte sesinin şarkısını
Dudaklarım kaçak bir şehir firarisi karanfil
Ben en çok senin yalnızlığına gizleniyorum
Ama sen benden eksilmeden çoğul
Düşümde tekil bir cürümsün Azelya
Bir tek senin ruhunda evrimleşiyorum...
----
CC_
5.0
89% (17)
4.0
11% (2)