13
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1309
Okunma
Ben çocukken
Bahçe içerisinde, müstakildi tüm evler
Komşularımızla üstüste değil, yanyana yaşardık
Tek kanallı televizyona bakar, bakar
’Nasıl oluyor da bu görüntüler bize ulaşıyor?’ diye şaşardık
Çakıl zeminli, tahta sandalyeli yazlık sinemalarda
Ayhan Işık-Filiz Akın seyreder, muhtemelen ağlardık
Kışın, kendi yaptığımız kızakların altını
İyi kaysın diye ceviz sürer, yağlardık
Radyodan arkası yarınlar dinlerdik
Bâzen de memleket türküleri, coşardık
O kadar çoktu ki yeşil alan
Deli taylar gibi oradan oraya koşardık
Ben çocukken
Meşhurdu kalabalık hafta sonu piknikleri
Komşularla birlikte gider, uçurtmamızı gökyüzüne salardık
Tertemizdi göller, denizler, masmaviydi üstelik
Gönül rahatlığıyla yüzer, bazen dibe dalardık
Ekmekler katkısız ve kocamandı
Çeyreğini yesek, rahatlıkla doyardık
Sakızlar hep beyazdı, renklensin diye
Kuru boyadan toz yapar, renkten renge boyardık
Oturduğumuz yerde, sanal olarak değil
Bahçelerde koşarak oynardık çeşitli oyunları
Ve sadece Kurban bayramlarında görmezdik
Kırlarda severek büyüdük biz, kuzu ve koyunları
Ben çocukken
Babamın senelik izinlerinde memlekete gitmek için
Uzun burunlu otobüslere binerdik
Ayda yılda bir uçak geçerdi şehrimizin üstünden
Gürültüsünden korkar, bir köşeye sinerdik
Genelde Kızların Fatma, Ayşe, Hatice, Zeynep
Ekeklerin Mehmet, Mustafa,Ahmet ya da Ali’ydi adı
Bayramlar öylesine coşkulu yaşanırdı ki
Emîn olun şekerden gelmezdi o tadı
Çocukluk işte, elimize her para geçtiğinde
Boğulmayı göze alır, leblebi tozu yerdik
Ne mi oldu bunlara? bilmem,
Gâlibâ zamâna ve teknolojiye kurban verdik....
.
5.0
100% (9)