16
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
2791
Okunma


Her gün
-Ki o gün, seni dünyaya hediye eden gündür-
Şükredecek adam,
Bir badem çiçeği yüklü
İnce dalı,
Dünyaya armağan ettiği için;
Şükredecek var oluşuna
Durmaksızın...
Tebessüm,
Bin yılın meskûnu olarak,
Serin ve berrak gecelerin huzurunu
Ve içimin siyahını yok eden,
Bir tül rüzgârı verir;
Bu badem çiçeği müptelâsı,
Geç zamanların seyyahına.
Zaman,
Zerresini
Gönlünün pertavsızı ile devasa kılar da,
Bana,
Bin defa
Bin kere bin çiçek
Veya mavi ışık,
Ya da tüy gül yaprağı
Mesabesinde,
Güzel,
Narin
Ve rana,
Hatta müstesna
Ve leziz,
İyi,
Hoş
Her ne var ise lügatinde İnsanın,
Mükemmelliğe dair;
Hepsi,
Misilli
Bir mutluluk anı olarak zikreder,
Ruhumun bin yıllık boşluklarına.
Zaman, her şeyden azade,
Tozpembe
Bir badem çiçeği yaprağı olur,
Bu geç zaman seyyahına...
Uzun ve boş çöl yollarından sonra,
Bulduğu bademlik vahanın sen serinliğinde,
İçimi;
Bilinmezi bilinire çevirip,
Gül yaprağı vasfında,
Sen duygusu ile tahnit et...
Sen zamanlarında,
Ölümsüzlük adına senin olayım,
sen benim olmadığın kadar..
Hadi...
Gayriyi kendi sularında boğalım.
Kendi sularımız olsun
Bir yerlerinde bir vadinin...
Alıp saçlarını rüzgârın elinden,
Kendi sularımızla yıkayalım;
Kokusu bizde kalsın diye
Sana ait her şeyin...
Hadi...
Kendi ağaçlarımız olsun
Bir yerlerinde bir köyün...
Beşinci iklimi esir edelim
Bahçemize.
Saçlarında yıldızların olduğu bir gecede,
Seni ve beni yok edip,
Biz kılalım her şeyi.
Hadi...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.