49
Yorum
36
Beğeni
5,0
Puan
3657
Okunma

Yâr - ı Müstesna’ ya;
I
Cefaya dost kalemim bu gece bir daha yaz!
Gelip temmuzu vurdu hicran bûseli ayaz;
Rahmânî bir rüyada perdeler aralandı
Yarım kalmış bir mâzi peş peşe sıralandı
Kabuk tutmamış sîne bir daha yaralandı
Savrulan bir geçmişten dökülen küldü sanki
Zaman çürük dikişmiş; tel tel söküldü sanki
Tuvaldeki şâheser düşüp döküldü sanki
Gelip temmuzu vurdu hicran bûseli ayaz
Cefaya dost kalemim bu gece bir daha yaz.
II
İklimler tersyüz olup güneş güne küsmüştü
Mevcudun ihtişamı meğer yalnız süsmüştü!
En keskin kavislerle şekillenip kaderin
Sefilliği tatmıştı bu mağrur derbederin
Ne İsâ’nın doğuşu ne hicretti mîlâdın
Bir anda tersyüz oldu şâşaalı hayatın
Nasıl bir tecelliydi henüz başlarken biten?
Nasıl çaresizlikti elinden kayıp giden?
İşte o ikbâlsizin yine rüyana düştü
Kahrın ıstırabını bir kez daha bölüştü.
Doğuştan lâl olanlar görseydi dillenirdi
Zarafet yenibaştan doğup şekillendirdi
Hangi gözler bu denli mâsumiyet tanırdı?
Hangi bakış kendinde bu efsun var sanırdı?
Böyle nârin kelâma râm olmaz mı bir lisan?
Böyle ulvî bir lûtfa nasıl özenmez ihsan?
Yaradan kıskançlığı almasaydı fıtrattan;
Bekâda bir tek hûri geçemezdi sırattan!
Safa geldin! Sevdanın en günahsız elçisi
Hoş geldin! Sonsuzluğun müstesna habercisi..
Bıraktığın gibiyiz… Her şey koyduğun yerde
Odan aynı düzende, camında aynı perde
Göz nurunu yansıtan örtüler solgun biraz
Salonun kapısında aynı inat aynı naz
Sehpaları süslüyor parça parça çeyizin
Köşeler sen kokuyor, hâlâ ses verir izin
Bahçedeki her ağaç, her çiçek, her renk sensin
Bizi ayakta tutan düzen ve ahenk sensin
Kuşlar adınla öter, aşkınla açar gonca
Derin derin âh çeker ana şâhit Sapanca!
O günden sonra inan kâinat çok iştahsız
Rüzgâr serseri gibi, fırtınalar dergâhsız
Ne çamlar çam kokuyor ne kokunun tadı var
Güzellik tarih oldu, sanki yalnız adı var
Baharlar kış soluyor, kışlar kıblesiz artık
Mevsimler kırık dökük, yılların dibi yırtık
Özenle işlediğin gönlüm nadasta şimdi
Mahsulü vefa olan hâtıran yasta şimdi
Bu nasıl bir tahammül; kendime şaşıyorum!
Eğer bu yaşamaksa farzet ki; yaşıyorum (!)
III
Sesinden başka sesi kulaklarım duymuyor
Billûr pabuçlarına hiçbir ayak uymuyor
Saçına değen tarak başka saç taramadı
“ Halefiyiz “ diyenler kapına varamadı
Seni tanıyan yürek senden geçer mi gülüm!
Böyle bir yâr üstüne yâren seçer mi gülüm!
Varsın ecelim olsun hasretin; alev alev
Yeter ki beni yine o bakışlarınla sev
Zannetmesin sabahlar rüyamı böleceğim!
Hayâlinle yaşayıp, düşünde öleceğim…