30
Yorum
28
Beğeni
0,0
Puan
3305
Okunma
Doğum gününe
Yaz cefakâr kalemim; yarılsan da yine yaz
Bugün bir büyük bayram, bugün sana imtiyaz
Bulutlar aralandı, güneş yükseldi bugün
Aşk adına ne varsa coşkusu seldi bugün
Bu dünyaya sığmayan dünyaya geldi bugün!
Sakın kaybettim diye sıkma avuçlarını
Bir bir tövbeye gönder en ağır suçlarını
Ebedî saadete ada oruçlarını
Aç yine ellerini arza dokunsun niyaz
Sürme değmemiş âhım! Kırılsan da yine yaz.
( I )
Gök; Belirsiz bir renkte, toprak; donuk nevresim
Mâzi; tuvalde kalmış henüz bitmemiş resim
Ziyam! Hele sensizlik... Adı konmamış mevsim!
Kaçıncı intihara sehpa oldu bu ahraz?
En muteber silahım! Kırılsan da yine yaz :
Sana hasret bulutlar ezberledi nem nedir
Güneş yası tanıdı, gök tattı; mâtem nedir
Yüzünü okşayınca ehilleşen rüzgârlar
Fırtına şöyle dursun, melteme tövbekârlar
Yollarını ışıyıp eşlik eden yıldızlar
Bir daha görülmedi yalnızdan da yalnızlar
Gece sabaha küstü, sabah; gündüzden ırak
Yeryüzü tanımadı böyle vahim bir kurak
Gidişin, bir vatanı ihtilâle savurdu
Ardında kalan hasret ateşleri kavurdu.
Kaç ana var rahminde böyle cenin saklayan
Kaç şafak var kendine doğuşu yasaklayan
Senin topuklarınla hayat bulan böcekler
Sanki ölümsüzlüğün sırrına erecekler
Dudağını lûtfedip değdirdiğin pınarlar
Teheccüd tesbihinde hâlâ seni anarlar
Omzunu yasladığın ağaçlar köksüz artık
Yürüdüğün sokaklar, caddeler öksüz artık
Nerede saçlarında onur bulan çiçekler?
Heyhat! Böyle bir tahtı daha görmeyecekler.
( II )
Başka nidâ mı kaldı duyduğum son salâdan
Kulaklarım çınlıyor şiddet-i vâveylâdan
Neyleyim Züleyhâ’yı, bana ne her Leylâ’dan!
Gönül fetva tanır mı kendi vermezse cevaz?
Susması zor cenahım! Kırılsan da yine yaz :
Yaz! O deniz gözlerde kaybolan enginliği
Yaz! Bir kula bahş olan İlâhî zenginliği
Sevdanın görülmeyen müthiş izzetini yaz!
Çilenin yudum yudum tatlı lezzetini yaz!
Gamzeler bir sîmaya bu kadar mı yakışır?
Hangi yâr yüreğiyle böyle mahmur bakışır?
Ne olmuş saçlarımda bir kaç beyazım varsa?
Bir tebessüm eder mi yüzlerce baş ağarsa!
Adındaki her harfi zînet edip sakladım
Vallahi! Şu gönlüme girişi yasakladım.
And olsun ki; gözlerim başka göz görmeyecek!
And olsun parmaklarım başka saç örmeyecek!
Sana meftun yüreğe yürek dokunmayacak!
Mısralarda sen yoksan şiir okunmayacak!
Sevdiğin mahremine haram değdirmeyecek!
O müstesna boynunu yere eğdirmeyecek!
Hulyalar furya olsa dönüp de kanmayacak!
Yaratılmış bir canı yâr diye anmayacak!
Ardında bıraktığın tûfan durulmayacak!
Dünyevî bir vuslata saat kurulmayacak!
( III )
"- Bu nasıl bir velâdet " diyorsam vebâl midir?
Yâ Rab! Hercümerc hâlim hak ettiğim hâl midir?
Benim de imtihanım bu büyük zevâl midir?
Haddi aşmak ne haddim! Bu seda; sessiz avaz
Sığındığım dergâhım! Kırılsan da yine yaz :
Böyle bir teşrif vakti isyan mıdır düştüğüm?
Hicranın tescili mi feryatla bölüştüğüm?
Ne olur titremesin bir cümle kursun sesim!
Sonra varsın kesilsin, tükensin son nefesim!
Hissetmesin de ziyam! Üzülüp burulmasın
Yaşımı silmek için doğrulup, yorulmasın
Hangi kara siyahsa onu bağlayacağım
"- İyi ki doğdun! " Deyip öyle ağlayacağım
Umut; sağanak olsa hüznümü boğmayacak
Seninle batan güneş bir daha doğmayacak...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.