4
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1536
Okunma
zan altında bir kan damlası her nar tanesi
öylesine kırmızı ve öylesine sessiz
sanki yıkım üzerine üşüşmüş bebek çığlıkları...
gülücükleri ayırt etmek zor
çırpınıp duran bir şey var içimde
başlattığı oyuna kafa tutmak kadar anlamsız belki
lakin sabah ilk iş pencereden bakmak kadar doğal.
içimde üşüyen bir yer var
sanki şekillerini yitirdi kar taneleri
kış renksiz düştü
ben dermansız
halbuki anlamlıydı kurşun kalemleri açmak
bir sıkımlık canı buralarda bir yerdeydi hayatın
ben neresindeydim ki geç kalışlar üşüştü ellerime
ne zamandan kalma bu vazo içindeki boynu bükük gülümsemeler
mahzunlar belli ki
asırlara basamak kazıyan eski işçilerdi hatırlıyorum
peki bu sonlardan miras tozlu bakış nereden dökülmüş üzerlerine
tesellilere ezelden kalma bir aşinalığım vardır
zira insan en fazla uzaktan bakar güz bitimine
çok zaman önceydi yağmur mevsimi
şimdi kış renksiz
ben dermansız
hayat pervasız...
içimdeki üşüyen yere inat paltosuz ve şapkasız
tırmanışlar icat ediyorum tan yerine
bakmasam da kırmızı gün batımı biliyorum
sallanırken rüzgardan düşen bir nar çiçeği
cemrelere kafa tutuyor kırmızı lisanında
ben üşürken uzun sürmeyeceğini bildiğim o yolda
hala nar çiçeği topluyorum günlüğüm için
ve düşen cemreleri kaldırıyorum incinmelerinden korkarak
içimde bir yer hep kırmızı kalacak biliyorum
ve hep düşecek cemreler...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.