7
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
2583
Okunma

biraz bahtsız tutunmuşum
hayat denen
mukozanın kaygan duvarına
ve
serçe parmağından yakalamışım
boynuma dolanan çile dolu
beslendiğim yaşam kordonu
işte böyle atılmış tohumları
bahtsız bedevinin oyunu
gurbet ellere yazgılı
annem;
varlık içinde maya iken, kekik kokulu keçi sütüne
yokluğuna düşmüş, bir habbe aşın
yollara vurmuş dertli başını
derken…
aşk meyvesi cenin’in atarken damarları
kara kaplı silinmez defterin.
her sahifesi ilmek ilmek işlenmiş dertleri
belki de;
hissetmişti cilvesini kaderin
işte!
bu yüzden çiğnetirken başını bebenin
inat bu ya…
tutunmuşum zorla hayatın mıhına
gün gelip çatınca dünyanın kapısına
küçük ellerim,
gurbetin soğuk kaldırımlarında gariban anam
düşmüş vatan kokan yollara
“yabanız “ ya güya(!)
-zarar gelir belki de yavruya-
cehaletin koynunda çapkınlığı tavan yapmış babam
ekmek arama derdinde havam
unutup onca değerlerini, çarığı çalı başında kalan
olmuş alafranga avam.
dişi kuşa kalır yuvayı kurmak
tırnağı ile kazır azığını
katık eder aşına
kuru ekmek bir de soğan.
nihayet,
çıngıraklı cadı olan ben
açıp gözlerini dünyaya
ne elde var ne de avuçta
garip anam,
atar beni sıcak koynundan ıssız bir koya
döner tekrar Almanya’ya…
//yine gurbet/yine yalnızlık,
her el sallayışta gurbet
sızlar direği burnumun.//
hiç unutmam…
bir gün!
sıcak yatağımda yoktu anam
şafak vaktinde
seyrirken güneşin çatık kaşları
şafağa asılı kalmış ninnilerim
işte bu yüzden benim
güneşe sevdalı kalmış yüreğim…
sonrasında;
hasret,
kılıcını vurmuş gurbetin avam kamarasına
tak edince cana ayrılık,
dönmüşler yurdumun gariban sofrasına
avrupa görmüş alafranga cehalet
kol geziyorken usunda
ilim –irfan görmeliydik.
dişinden tırnağından gayrisi
bizim okul, harçlık, ekmek parası
taktılar kolumuza çifte burmalı altın bilezik.
derken,
erken seçti “can özüm” babam vedayı
zor oldu kabullenmek
o an işledim geri dönülmez hatayı
ihanetti bana yapılan
“o” benim ilk aşk olduğum adamdı
olmadı…olmadı…olmadı…
bu veda hiç yakışmadı.
ve sonrasında;
devam etti vedalar/ayrılıklar…
sürdükçe mendilimi gözbebeğime
kan damladı yüreğime
ama ben,
eğmedim namerde hep dik tuttum başımı
bir yolcuyum bu handa
göğsümde ki imanla
doğduğum “bayram sabahı” sevincinde
taçtır başıma “ulu yürekli” anam
devam …devam…devam…
yol ve yolcu bu alemde!
işte ben,
dilim ağraz,
yüreğimde dolu yas
taşıyorum acıları kamburumda
yüreğimde bazen hırçın bir haylaz
bazen de aysbergler kadar soğuk ve ayaz.
üşüyorum…
ne olur ısıt beni,
çok sev yüreğimi…
Ümmü AŞCI
5.0
100% (8)