18
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1696
Okunma
9 Mart 2008
Sen gideli bugün bin doksan beş gün oldu.
Hani hep sorardın ya, "Günün nasıl geçti?" diye;
Geçiyordu kötü de olsa...
Katlanıyordum her cefasına,
Çünkü akşam sana dönmek,
Boynuna sımsıkı sarılmak vardı.
Her mesai bitiminde,
İki yanağını avuçlarımın içine alıp
Gözlerinin içine bakmak,
O bebek kokunu içime çekmek
Ve senden güç almak vardı,
Her zor günün ardından…
Geç kaldığımda sitem ederdin,
Ben korkardım üzüleceksin diye.
Anam hep tembihlerdi:
"Sakın ha kalbini kırma eşinin,
O şimdi bir sabi; eğer kalbini kırarsan
Boyunca günaha girersin," derdi…
Ben gülümserdim.
Zaten hiç kıyamazdım ki;
En zorlandığım zamanlarda
Bir köşeye çekilir, gizli gizli ağlardım
Sen görmeyesin diye.
Sonra hiçbir şey yokmuş gibi devam ederdim
Kaldığım yerden işime gücüme...
Biliyorum... Yani unutmadım,
Ağlamayacağıma ilişkin söz vermiştim sana…
Ama biliyorsun işte;
Benim de silahım ya da zaafım ağlamak…
Dedim ya sen gideli,
Bugün tam bin doksan beş gün olmuş takvimlere göre.
Ama benim için…
Ama benim için bugün gibi... Şu an gibi...
Acın hâlâ taptaze….
Sen gittiğinden beri
Zaman kavramını kaybettim;
Bundan sonra da bulacak gibi değilim…
Sen gittin... Yokluğuna alışamadım.
Sen gittin... Kabullenemedim gittiğini;
Kabullenebilecek gibi de değilim….
09.03.2011 / Hatice Ak
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.