9
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
972
Okunma

gecenin bir vakti
tüm mektupları yakmak geldi
içimden
asıl yanıp kül olmasını istediğim
o masum kağıtlar değil
anılardı
uslu durmayan
her gece uykularımı bölüp,
çığlık çığlığa
seni haykıran anılar
her geçen gün biraz daha artıyor
içimde sevdan nedense?
senden bu kadar uzaktayken bile
sana tutsak olmak
ben,
sensizliğin koynunda yanıp
kavrulacağım kor olana dek
bu yangın hiç sönmeyecek
yine de olsun
seni
sensiz yaşamaya çalışan ben
yanmaya da alışırım nasılsa
peki bu anılar
bu mektublar ne olacak?
gözümün önüne gamzen geldikçe
göz pınarlarım kuruncaya dek ağlıyorum biliyor musun?
ve
ağlarken eskiden olduğu gibi
mendilini çıkartıp
yanağıma dökülen gözyaşlarımı da
silmeni beklemiyorum
ama sen yoksun
ne yazık ki ’elsin’ artık
ben
yine de seni soluyorum
her nefeste
kanıma
ruhuma işlemişsin sanki
aklım hâlâ sende
gönlüm seni arıyor
bana ısrarla seni soruyor
ve
ben kafamı kaldırım
tek bir kelime dahi edemiyorum
dalıp gidiyorum
sahilin uzayıp giden ışıklarda
ruhum;
bir dek burada nefes alabiliyor
aşkın tarifsiz kutsallığına bir lekede biz mi düşürdük?
daha doğrusu bu hikayenin Kays’ı olması gereken
sen;
buna layık olamadın
ama bak yinede
Leyla oldum
sevmekten mi
haince terkedilmekten mi
yoksa aşkından geberen biri olmaktan mı?
bilinmez o Leylayım işte
her gec eyanmakta kül olan yüreğim
başucumda ayıramadığım
koca bir yangın peydahlanacak
yine de yakacağım bu mektubları
sonra şizofrenik âşık gibi
o mektubların alevinde öleceğim...
19/01/2011
gordion
5.0
100% (4)