14
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
1062
Okunma
zırh
artık akmıyor o yaşlar
çünkü her damla
bir kalkan oldu çocuklarıma
kan bağı dedikleri ne ki?
gönül olmayınca
kupkuru bir coğrafya...
şimdi lisanım münasip, cevabım net
sustu o utangaç çocuk
uyandı içimdeki o koca kent
sular birikmesin yosun tutmuş yataklarda
derin eşele toprağı
sabun da yok ki; mintax ellerini sıyırır
meşe külünden beter...
iyice köpürsün, kalmasın kaplarda ilaçtan eser
bol suyla durula bulaşıkları
kurutmasın kökünden geçtiği ağaçları
iyi belle;
senede bir yenilenecek,
haftada bir yıkanacak çamaşırlar
kat kat dizeceksin taşın üstüne
renkliler dışta, en içte beyazlar
kaynar sudan azar azar...
değme kimyasala bedeldir
meşe külü, biline
günahtır, haramdır;
yiyecekte hile olmaz
sakın kimsenin ahını alma
çıkar senden, mezarda bile
temkini bırakma ama
bakma kimseye art niyetle
gücün yettiğince hayır işle
ancak onlar gider seninle
öyle özledim ki canım anam sesini
bitmek bilmeyen öğütlerini, kokunu...
kıt kanaat geçimimizi
sövmelerini, sevmelerini
incir ağacının gölgesinde
ma-aile çay içmeyi
senden azar işitmeyi
gülerken ağlamayı...
sana güvendiğim gibi
birine güvenmeyi özledim
"kendin gibi sanma herkesi"
derdin ya
kimseyi kırmamaya çalışıyorum inan
belki de senden bana kalan
en büyük miras bu
utanıp konuşamazdım ya hani,
ağlardım
yine mi öyle yapsam?
açmasam yüreğimi kimseye...
olmuyor ki canım anam
bunca kelamı
nerede saklarım konuşmazsam
insanları seviyorum
ama sıfatlardan elbiseler giydiremiyorum
bu yüzden utangaç suskunluğumu
bir türlü susturamıyorum
04.11.2010 | haticeak
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.