0
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1104
Okunma
Rüzgârda savrulan özlemler, griye boyanmış bir hayat ve ilmik ilmik işlenen bir yalnızlık
Rüzgârda savrulan özlemler, griye boyanmış bir hayat ve ilmik ilmik işlenen bir yalnızlık… . Bu şiir, sensizliğin soğuğunu ve karanlığın ağırlığını hissettiriyor. Sizce gri bir hayat, siyahın gölgesinden kaçabilir mi?
İlmik İlmik Karanlık
Bir köşeye çekiliyorum yine,
her zamankinden biraz farklı,
sessiz, yalnız, kuytu bir köşeye.
Işık girmeyen odamda,
geçmişin kaybolan izlerini
bulmaya çalışıyorum.
Yanı başımda pencerem aralık,
bu akşam ay ışık vermez oldu.
Rüzgâr senin siluetini getiriyor bana,
bu yüzden tenime her değdiğinde
acıyor canım.
Belki de bu yüzden acı çekmeyi seviyorum
zaman zaman.
Kalkıyorum penceremin yanından,
yavaşça perdeyi örtüyorum.
Sensizliğimden ötürü bir ağ boğuyor beni,
kendimi dışarıya atıyorum.
Şehrin karanlık sokaklarında yürürken,
sokak lambaları aydınlatmıyor yolumu.
İçinde sen olan her şey bir bir karşıma çıkıyor.
Hiçbir şey ısıtmıyor içimi,
donmuş ellerimle dokunamıyorum özlemine.
Rüzgâr her estiğinde biraz daha açılıyor yaralarım.
Ben biraz daha üşüyorum sensizliği her tattığımda…
Evet, acı veriyorsun bana.
Ve bu yüzden kalbim ağrıyor çoğu zaman.
Ben hep bu anlarda fark ediyorum,
hayatımda hiç gökkuşağı olmadığını.
Her şey ya gri, ya siyah,
kimse hayatının gri olmasını istemezken,
ben ömrümü griye boğmak istiyorum.
Çünkü grinin olmadığı yerde,
siyah hâkim benim hayatımda.
Ve siyah ilmik ilmik öldürüyor beni.
Karanlığın içinde dar bir sokaktan geçiyorum,
ve hiç bitmeyecek gibi görünüyor bu uzun yol.
Gitgide kayboluyorum hayatımın boşluğunda…
Güneşin ne zaman doğacağını soruyorum kendime.
O zaman da ses yok, yanıt gelmiyor benden…
Gündüz Yavuz
5.0
100% (1)