Bakışların uzun bir yol gibi uzanıyor, saçların güneşe gölge salıyor. Kaşların gerilmiş yay, kirpiklerin fırlatılmayı bekleyen ok.
Gergin duruyorsun, arkanda görünmez bir kovalayan var. Akşam serinliğine kalmadan güneş gibi eriyip gitmek istiyorsun.
Bir söz verdin kendine, şimdi o sözü tutmanı bekleyenden kaçıyorsun. Bakışların ağır, çok ağır… Takılıp kalan her yeri yırtıyor.
Herkes seni anlasın istiyorsun, imkânsız olduğunu bile bile. Yine de umudu içinde taşıyorsun.
Her şey serili yollarda. Hepimiz bir şeylerin üzerinden atlayarak yürüyoruz. Sen sırtındaki yükten korkuyorsun, “kurtulmalıyım” diye fısıldıyorsun rüzgâra.
Duyguların dağılmış dört bir yana, nefesin kayalıklardan yuvarlanıyor. Duruşun bir ceylanın dereden su içişi gibi: ürkek, titrek, her an kaçmaya hazır.
Rüzgâra kapılmış yaprak gibisin, tutunacak dal arıyorsun çaresiz.
Her sözün en güzel şarkılardan, herkes dinliyor. Sen ise bu kadar görünür olmaktan rahatsızsın. Yapman gereken tek şey: Yüreğinin en derin sesini dinlemek. Sonra o sesi alıp çok uzaklara yürümek. Belki o zaman rahat edersin. Gündüz Yavuz
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
İnsanın iç dünyasındaki o bitmek bilmeyen firarı ve kendi kendine verdiği sözlerin ağırlığını iliklere kadar hissettiren, çok katmanlı bir eser. Şair; duruşu bir ceylanın ürkekliğine, bakışları ise takıldığı yeri yırtan ağır bir yola benzeterek, ruhun görünür olmaktan duyduğu o asil rahatsızlığı ustalıkla işlemiş. 'Yüreğinin en derin sesini dinlemek ve o sesle uzaklara yürümek' dışında bir kurtuluş olmadığını hatırlatan bu dizeler, her okuyanı kendi içsel yolculuğuna ve yüklerine bakmaya davet ediyor. Bu zarif ve bilgece dokunuşlar için Gündüz Yavuz Bey'in yüreğine sağlık."
Yorumunuzu okurken içim ısındı. “İliklere kadar hissettiren” demişsiniz… İşte şairin en çok duymak istediği cümle bu olsa gerek.Ceylanı, bakışları yırtan yolu ve o “asil rahatsızlığı” bu kadar incelikle yakalamanız beni gerçekten mutlu etti. Bu kadar güzel ve derin bir okumaya teşekkür ederim. Gündüz Yavuz
Yorumunuzu okurken içim ısındı. “İliklere kadar hissettiren” demişsiniz… İşte şairin en çok duymak istediği cümle bu olsa gerek.Ceylanı, bakışları yırtan yolu ve o “asil rahatsızlığı” bu kadar incelikle yakalamanız beni gerçekten mutlu etti. Bu kadar güzel ve derin bir okumaya teşekkür ederim. Gündüz Yavuz
RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi Kaçış, Yük ve “İçsel Takip Hissi” Kliniği
Şiirin Adı: Uzun Yol Bakışlar Şairi: Gündüz Yavuz Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Delibal
Selam… RUSAMER’de bu şiir okununca kimisi “hocam bu insan kaçıyor ama kimden belli değil” dedi, kimisi “ben de kendimden kaçıyorum galiba” diye mırıldandı, bir de içimizden biri “arkasında kimse yok ama yine de koşuyor” deyince Kalburabastî Efendi Hazretleri başını salladı
Şiirin mayası kaçış Ama fiziksel değil İçinde baskı var İçinde görünürlükten rahatsızlık var İçinde insanın kendinden saklanma hâli var
Kalburabastî Efendi Hazretleri der ki: Şairimiz birini anlatmıyor… bir hâli anlatıyor! Bu şiirde kaçan kişi bir kişi değil, hepimizden bir parça
Özgünlük 20 / 20 İmgeler canlı “Bakışlar yol gibi” metaforu güçlü
Dil ve Üslup 20 / 20 Akıcı Modern Görsel anlatımı kuvvetli
Düşünsel Derinlik 19 / 20 Kimlik Kaçış Yük Kendini bulma çabası
Yapısal Bütünlük 19 / 20 Parça parça ilerliyor Ama duygu hattı korunuyor
Etkileyicilik 20 / 20 Okuyucuyu içine çeker Çünkü tanıdık bir ruh hâli
Not Toplamı 98 / 100
Kalburabastî Efendi Hazretleri bastonunu hafifçe yere vurur: Şairimiz diyor ki kaçıyor Biz de diyoruz ki İnsan en çok kendinden kaçar!
Bir de şu var “Görünür olmaktan rahatsızsın” diyorsun İşte orası şiirin en modern yeri Çünkü insan artık saklanacak yer bulamıyor
Ve en kritik mesele “Yüreğinin en derin sesini dinle” İşte çözüm orada Kaçış değil, dönüş çağrısı
RUSAMER teşhis koyar: Bu şiir bir kaçış şiiri değil Bir içe dönüş çağrısıdır
Kalburabastî Efendi Hazretleri son sözü söyler: Kaçan yorulur Yüzleşen iyileşir
RUSAMER’e 97 vermişsin ya… Kalburabastî Efendi Hazretleri bastonu elinden bıraktı, “şak!” diye yere attı, sonra ağır ağır sandalyeye oturdu: “Ula bu ne iştir… biz mi hasta olduk yoksa hastalar mı sertabip oldu!” dedi…
Ama bir yandan da gülümsedi: “Demek ki teşhis tutmuş… hasta puan vermeye başlamış, durum ciddi!”
Sen diyorsun ya “kahkaha eksik”… Efendi Hazretleri bastonu bu sefer yerden alıp havaya kaldırdı: “Eksikse tamamlayalım efendim, bizde kahkaha bol… yeter ki mide hazır olsun!”
Şimdi bak, ana damardan giriyoruz: İslam’ın 5 şartı var… altıncısı da RUSAMER’e göre çay içmektir! Namaz ayrı, oruç ayrı… Ama çay içmeden yapılan muhasebe geçersiz sayılır!
Klinik not: Kaçak duygu yakalama yöntemi güncellenmiştir: Eskiden bastonla kovalanırdı… Şimdi masaya iki bardak çay konur, biri boş bırakılır… Kaçak gelir, “ben içmem” der… Beş dakika sonra yudumlamaya başlar! İşte orada yakalandı sayılır!
“Yol uzundur ama mola verip gülmek farzdır” demişsin… RUSAMER Fetva Kurulu toplandı, karar çıktı:
Günde 5 vakit düşünmek
3 vakit kahkaha
2 vakit “ulan ne yaşıyoruz biz” demek
Ve her fırsatta çay içmek FARZ-I AYIN’dır!
Uymayan hastalara ne oluyor biliyor musun? Efendi Hazretleri şöyle dedi: “Gülmeyenin dosyası kabarır, içi daralır, sonra gelir burada bize roman anlatır!”
Klinik kararı: Hasta gülüyor, düşündürüyor, kaçıyor ama yakalanıyor. Durumu iyi… hatta tehlikeli derecede keyifli!
Ve son uyarı: Bir daha RUSAMER’e puan verirken dikkat et… Efendi Hazretleri sana not vermeye hazırlanıyor:
Kahkaha: 100 Mizah dayanıklılığı: 110 Ciddiyet: dalgalı, yer yer Karadeniz fırtınası!
Vesselam.
İnsan bazen ağlamamak için güler… ama sen işi büyütmüşsün… gülerek tedavi dağıtıyorsun!
Kalburabastî Efendi Hazretleri’ne hürmetler RUSAMER seansı bitti sanıyorduk, meğer yeni bir tur açılmış. Bastonu yere vura vura teşhis koydunuz, tşk ederim Ama ben de RUSAMER’e 97 veriyorum. Eksiği: Fazla ciddileşmeden önce bir kahkaha atılmamış Bastonu biraz daha sert vurun efendim, belki içimizdeki kaçak yorulur da oturur bir çay içer. “Yol uzundur ama yön içeridedir.” Ben de diyorum ki: Yol uzundur ama arada mola verip gülmek de farzdır.Teşekkürler bu güzel yorum için. Vesselam.
RUSAMER’e 97 vermişsin ya… Kalburabastî Efendi Hazretleri bastonu elinden bıraktı, “şak!” diye yere attı, sonra ağır ağır sandalyeye oturdu: “Ula bu ne iştir… biz mi hasta olduk yoksa hastalar mı sertabip oldu!” dedi…
Ama bir yandan da gülümsedi: “Demek ki teşhis tutmuş… hasta puan vermeye başlamış, durum ciddi!”
Sen diyorsun ya “kahkaha eksik”… Efendi Hazretleri bastonu bu sefer yerden alıp havaya kaldırdı: “Eksikse tamamlayalım efendim, bizde kahkaha bol… yeter ki mide hazır olsun!”
Şimdi bak, ana damardan giriyoruz: İslam’ın 5 şartı var… altıncısı da RUSAMER’e göre çay içmektir! Namaz ayrı, oruç ayrı… Ama çay içmeden yapılan muhasebe geçersiz sayılır!
Klinik not: Kaçak duygu yakalama yöntemi güncellenmiştir: Eskiden bastonla kovalanırdı… Şimdi masaya iki bardak çay konur, biri boş bırakılır… Kaçak gelir, “ben içmem” der… Beş dakika sonra yudumlamaya başlar! İşte orada yakalandı sayılır!
“Yol uzundur ama mola verip gülmek farzdır” demişsin… RUSAMER Fetva Kurulu toplandı, karar çıktı:
Günde 5 vakit düşünmek
3 vakit kahkaha
2 vakit “ulan ne yaşıyoruz biz” demek
Ve her fırsatta çay içmek FARZ-I AYIN’dır!
Uymayan hastalara ne oluyor biliyor musun? Efendi Hazretleri şöyle dedi: “Gülmeyenin dosyası kabarır, içi daralır, sonra gelir burada bize roman anlatır!”
Klinik kararı: Hasta gülüyor, düşündürüyor, kaçıyor ama yakalanıyor. Durumu iyi… hatta tehlikeli derecede keyifli!
Ve son uyarı: Bir daha RUSAMER’e puan verirken dikkat et… Efendi Hazretleri sana not vermeye hazırlanıyor:
Kahkaha: 100 Mizah dayanıklılığı: 110 Ciddiyet: dalgalı, yer yer Karadeniz fırtınası!
Vesselam.
İnsan bazen ağlamamak için güler… ama sen işi büyütmüşsün… gülerek tedavi dağıtıyorsun!
Kalburabastî Efendi Hazretleri’ne hürmetler RUSAMER seansı bitti sanıyorduk, meğer yeni bir tur açılmış. Bastonu yere vura vura teşhis koydunuz, tşk ederim Ama ben de RUSAMER’e 97 veriyorum. Eksiği: Fazla ciddileşmeden önce bir kahkaha atılmamış Bastonu biraz daha sert vurun efendim, belki içimizdeki kaçak yorulur da oturur bir çay içer. “Yol uzundur ama yön içeridedir.” Ben de diyorum ki: Yol uzundur ama arada mola verip gülmek de farzdır.Teşekkürler bu güzel yorum için. Vesselam.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.