Sıcacık bir el dokunmadıkça zile Anlamını yitirir bayramlar bile..........
üç elif miktarı uzardı gece şeddeli karanlık dalarken avlulara dede yadigârı antika guguklu saat her saat başı öterken, aynı azimle sallanan sandalyesiyle cumbalı evinin camında sallanır Mehveş hanım yıllardır çalmayan ziline inat papuçları üst üste kapı önünde
kaç bayram ertesi küsmüştü hayata bir başka bayrama yüklerken umutlarını el oymalı sandığı eğlencesiydi O’nun aklına estikçe oturur altını üstüne getirirdi bir de; bir üst sokaktan geçen doğu ekspresi beklerken sık sık uyuyakalsa da mutlaka duyardı cam çerçeve sallayan süzülüşünü
yan komşusu Dürdane hanım pek sevmezdi konuşmayı çok zaman görür görmezden gelirdi kırılırdı Mehveş hanım kırılırdı ya yine de küsmezdi küserse; konuşacak kimsesi kalmayacağını kimse bilmezdi……
gri gölge ( Filiz Yüksel )
Edebiyat defteri ailesinin tüm fertlerine hayırlı bayramlar .....
Paylaş:
5 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Mükemmel bir tasvir veyahut ki bir öykü özünün, betimlemeleri yüksek dizelerle oluşturulmuş şiirini terennüm ettim...
Güzel bir akış içinde, güzel dizelerle donatılmış olan şiir, yaşanan hayat gerçeğinin içinden, duygu yüklü bir yüreğin kepçesiyle özenle alınmış ve o şekliyle de, "vefanın, candanlığın, samimiyetin ve özdenliğin" ne olduğunu bilen yüreklere, aynı özenle sunulmuşluğu...
Ve şiirin kahramanları...
Bir Mehveş Hanım ki, hülyalarıyla, anılarıyla dolu-dolu bir varlık... "Bir ayağaı çukurda" diyebildiğimiz haliye, yine de sallanan koltuğundan kopamamış ve geçmişinin izlerini küçük yaşam kesitleriyle de gözler önüne seren bir varlık... Gün görmüş ve iyi bir aileden yetişip gelme özelliklerini yansıtan bir hanımefendi.
Ve yanı başında da, kimbilir belki de kadere olan küskünlüğünden, belki de taşıyamadığı hayat yükünün veyahut ki acılarının omuzlarına yüklediği ağırlığın altında ezilşmiş, dert ve sıkıntılarını kimselerle paylaşmak istemeyen bir haleti ruhiyeyi yansıtan ve yansıttığı bu gerçek karşılığında, suskunluğunu her şeye tercih ederek kimselerle konuşma istememe gerçekleri içindeki Dürdane Hanım... İki akran ama iki yaşlı insanın, hayat içinden beklentilerinin "sıfırın tüketildiği yerde" birbirlerine muhtaç halleri varken, yaşam şekillerine yansıyan olumsuzlukları ve gerçekleri... Kısacası, iki kapının ardında, dört duvar odalar arasında yaşam savaşının son mücadlesini veren iki ayrı kişilikte, iki güzel varlık... Güzelliği ve çirkinliğiyle, hataları ve sevaplarıyla, iki insan varlığı. İnsan tiplemesine iki güzel örnek...
Şairenin duygularında, bir yanda yüreklerimize akseden gerçekleri içinde, bizler için "olumsuz" ama şiir kahramanı için ise bir yaşam şekli olan içe kapanıklılığı ve geçkin yaşına rağmen, ihtiyaç duyacağı beşeri münasebete aldırış etmeme durumundaki Dürdane Hanım, bi,r diğer yanda ise, kimselerle bölüşemeyecekleri hayâl, gerçek ve geçmişleri üzerindeki değerlendirmelerini bir üçüncü varlıkla bölüşme imkânsızlığının farkına varan bir Mehveş Hanım... Ve o Mehveş Hanım ki, kendisiyle "hemdert" veya "hemhal" olmak istediği komşusunun, kendisiyle konuşmamak adına göremezden gelmesine kırılıp gücenmesi karşın, ümidi elden birakmadan -küser ise, kimselerin bilemeyeceği şekliyle, konuşacak kimsesinin kalmayacağını- çok iyi tespit etmiş olan Mehveş Hanım...
Duyguları kabartan ve üzerine bir değil, bir kaç versiyonda öykü yazdıracak konu özellikli dizeler... Evet... Şiir odur... Odur ki, ya donandığı mısralardan ders alınsın veyahut ki, mısra anlamlarından akıllarda kalacak güzel dizeleri bağrında barındırsın. Veyahut ki, içeriğiyle kendi üzerinden öyküler veya romanlar yazdırsın.
Her üç özelliği de, iç içe bünyesinde terennüm ettiğim bir şiir... Sayın şairemizi, duygu pınarımı çağlayana döndüren bu dizeklerinden dolayı kutluyorum... ... Ve yorum üzerine öz gerçeğim:
"imge" falan filân sözcüklerinin anlamını çok iyi anlarım da, bu dizelerde, kafaları bulandırmamak ve kulağı doğru yerden göstermek adına, beni de bozmaması için, Anadolu Çocukluğunca yorumlamak istedim bu güzel şiiri. Daha da ez ve öz cümle: Asırlar boyudur şiire, türküye, efsaneye ve edebiyata yön vermiş bir neslin naçizane devamındaki bir Anadolu Çocuğu olarak, bu güzellikteki dizeleri de, "Anadolu çocuğunca" yorumlamak geldi içimden... Hem de, "yorum nerden yazılır, nerden yoruma cevap verilir halini", yakın tarihte öğrenmişliğimle. Çünkü sanal âlemle barışıklığı, dost ve sevenlerin destek ve biraz da zorlamasıyla gerçekleştirdim... Saygılarımla...
Çok derin anlamlıydı çoook.. Bir gün kapımızı yalnızlıklar çalacak ...Zile dokunan parmaklar çalmayınca kapıyı...Tebrikler..Güzel bir bayram diliyorum..ESRA
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.