15
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
1998
Okunma

Hava ağır gümüş tozlar yağıyor üstümüze
soluk alamasakda
hala içimizde o beyaz alevin güzarı
yüzümüzü buğuyla kaplayan
sis ormanlarının içinde
tekli hücrelerde kaldık
doğmamış bir günün önündeyim hala
ne denli gururla susuyor beyaz karanlık bilemezsin
özgürlüğümüz yalnızlığımızın duvarı mıdır
oysa rüzgar bizi getirecek gecenin sonunda
içimizdeki aşka
ayrılığı belirginleştiren eski bir sahaf
izdüşümüzü kuruyor yine
çırpınışlarımıza perde örtüyor sıradanlık
kirpiklerimin taşıdığı kördüğümleri
parıltıyla kurutacak vazgeçişler
ellerim sana düş kadar yakın
en iyi dokumacılar maviyle siyahı örerken
hasretin soluğu morla kesiliyor
iğne uçlarından hisler kopararak
göçmen kuşların yollarına
ilmek atıyor içimdeki sevdayı
ey gökyüzü bir gün kanatlanırsam
kurduğum bütün yarınların öznesi
hangi tebessüme yakışır
yine bu güz ormanlarından
siyah entariler bürünecek
kalbimin simasına
arzı titret Ya rab,
nurundan beyazlar utansın
........
5.0
100% (10)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.