Olgun adam bilgisini saat gibi taşır, çıkarıp herkese göstermez, gerektiğinde kullanır. (t. brown)
vuslat29
vuslat29

İstanbul

Yorum

İstanbul

( 2 kişi )

4

Yorum

0

Beğeni

3,0

Puan

2227

Okunma

İstanbul

İstanbul



Bir kervan yürüyüşü bir çöl esintisi destanın
En sağanak yağmurudur bir nadide duanın
Ve en son menzilidir cümle hülyanın
Ritmi bozulmuşken asırlardır görülen uğursuz rüyanın
Sensin ser şehri senfonisi cırtlak dünyanın

Şakaklarımdan tarih akar bu akşam, üzerime
Kızıl havaların müstesna şehrinde
Gölgem durup dinledi mazini lal surlardan
Ve uzunca bir mateme düştü gözlerim
Ürkek martıların kanatlarında
Sana şimdi yirmi birinci yüzyıl romantikliği yapamam
Eski taşra yüreğimle
Seni kalkıp Latince anlatamam
Toprağı koklayan ayaklarıma parke hiç yapamam
Görebilseydim esrarını gerek duymazdım kâhinlere
Salmazdım seni sahipsizce şu avare feleğe
Sükutum suretinde başlar ey İstanbul
Bir garip serçe ürkekliği çöker aksime
Kuytuluğunun esrarında gezinirken
Ve nebi dilinde övülen halicine girerken

Bir aşk bir güzellik, şahla süzülür minarelerden
İnler mahremiyetine üryanlık düşen sokaklar yedi kat derinden
Menziller aşındırıp sultan Eyyüp gibi düşmek isterdim eline
Bir feda edilen de ben olmak isterdim sengine
Kanarken kalbimin ucu latif özünde
Hüzün yağmurları taşır bir manayı
Dehlizlerinde kaybolan ruhum kıpkızıl muamma
Şimdi tepelerin üşür, denizlerin rahmete ama
Çamlıca’dan eser Yuşa’ya vefakâr meltemler
Saman alevi arzularım karanlığında sendeler
Ötelerde konuşur bilmediğin yüzler seni
Garpta eleni şarkta lodos yemiş samyeli
Baharın düşer tuvale kırılır bir ressamın asırlık fırçası
Ve bir doğuşa gebedir cihanın sancısı

Bahçelerinde yedi verenler gömülü
Aslı sana çalmayan her suret ölü
Sevdalar var uzaklarda hevesi kursağında düğümlü
Var mı nazına göz kırpmamış bir ölüm
İçimde biriken tozudur fırtınaların
Hangi sarhoş gecede kaldı külhanbeyli naraların
Eyvah ateşe düşmüş huzuru yudumlayan odaların
Semazenler midir dönen etrafımda
Yoksa uğursuz bir vaveyla mı?
Bu şehrin semalarına küsen cisimsiz Anka mı?
Kaldırmıyor belki her adımı nazik göğsün
Bir mübarek nefesten çıkan en keskin sözsün
Kâinata düşmüş en nadide özsün

Kimse görmesin sayısız narçiçeğine bezendiğini
Bir ebedi öte yurduna benzediğini
Baharların koynuna kardelenler derdiğini
Ve kimse bilmesin zamanın çelik zembereğinden geçtiğini
Bulutlar yırtar güneşe uzanan sisli perdeyi
Senle mutmaindi her mayısın son çeyreği
Ve bozuldu kimyası toprağı altın mekânın
Bilmem neden yetim bayrağı burçlarda hasanın
İstanbul öksüzü duası bile garip zamanın
Ey mihrabına yüz süren değil şimdi zamanı ağlamanın
Zamanıdır şimdi Estergon yürekli olmanın
Akıtır mı Kevser tek damlasını boğazına
Şaşma bir akkor kalırsa bu beyhude yâdına
Yürü derim durmanın inadına inadına
Sisler ülkesinin ıslak sokaklarında gezinen nazlı kuğu
Senin ile terk etti bir devir devşirilmiş onca huyu
Toprağına suyu yürütüp, boğazın saçlarına bırakırken sayısız dev kutuyu

Zamanlardan zaman örüldü
Evvelden ezele uzanan nifak kırıntıları göğsünde dürüldü
Tene aşk girince mekânın sırrıyla sırlandın
Hasreti kanayan gönüllerde öylece asırlandın
Perdeler iner dünyanın pervazlarına geceleyin
Durmaz öter iftiralı baykuş
Sana varmaktır tepeler ötesi çetin bir yokuşu aşmak
Ve seni sevgi mevsiminde bülbül edasıyla yaşamak
Bir vakit yeşerir bir vakit, idraki zor
Niyeti özge olmayan gelmelere nasibinden düştü bin bir kor
Var mı? Özünü idrak edebilmiş tenha bir lisan
Odur seni bulupta yaşadığın unutan
Kelimeleri şükür yapıp mecnunlar yurduna uçuran
Ey en uzun emeli bir ruhun
Şahikasısın mekân adına zuhurun

Tüner en derununda hal-i efkârım
Beyan edemem uzar arzdan arşa arzu halim
Allığında ballanan nev-i baharım
Kutlu yedi doruğunda karım fırtınayım boranım
Çalkantılar çaldı düşlerini gözünden
Güzelliğin rakipsiz esamesi okunurken yüzünden
Muhalif rüzgârlar uçurdun gülü bilmez dikenlerin bağına
Kuruldun daha yirmi birindeki mefkûrenin otağına
Büyüdükçe büyüdü kalbimde Rüveydalar
Süzülür göğsünden fecri gül kokan çağlar
Güneşin bir başka ayın döndükçe düşer aşka
Rayihası amber olan toprağında cemre olmak bir başka
Dalıp dalıp semalarına konmak bir başka


Bir kervan yürüyüşü bir çöl esintisi destanın
En sağanak yağmurudur bir nadide duanın
Ve en son menzilidir cümle hülyanın
Ritmi bozulmuşken asırlardır görülen uğursuz rüyanın
Sensin ser şehri senfonisi cırtlak dünyanın



sezgin tozlu...

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (2)

5.0

50% (1)

1.0

50% (1)

İstanbul Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz İstanbul şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
İstanbul şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
vuslat05
vuslat05, @vuslat05
12.5.2010 02:53:39
5 puan verdi
Otantik sevda şehri...Ne güzel anlatmış kalem..Tebrikler..ESRA
siyah güller
siyah güller, @siyahguller
11.5.2010 16:11:27
ah istanbul ne şiirlerin ilham kaynağı büyülü şehri..

güzeldi şairim kutladım sevgilerimle
Fazıl Kul
Fazıl Kul, @fazilkul
11.5.2010 15:33:19
ŞİİR BAŞTAN SONA SU GİBİ AKTI EFENDİM...
ÇOK GÜZELDİ...
BEĞENİ İLE OKUDUM KUTLARIM...
_a
_aşıkvehbi_, @-asikvehbi-
11.5.2010 13:56:17

Bir kervan yürüyüşü bir çöl esintisi destanın
En sağanak yağmurudur bir nadide duanın
Ve en son menzilidir cümle hülyanın
Ritmi bozulmuşken asırlardır görülen uğursuz rüyanın
Sensin ser şehri senfonisi cırtlak dünyanın




güzel şiirinizi kutlarım saygılarımla
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL