18
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1532
Okunma
Bir rüya mı gördüğüm sesleyin uyanayım
Türkü söyleyin yine baş ucuma gelerek
Sular verin serince içip içip kanayım
Asmayın resimleri duvarları delerek
Bırakın gölgelerin şavkıyla avunayım
Unutturun acımı yerli yersiz gülerek
Kendimi sizler gibi afiyette sanayım
Çağırın yan odaya bir kaç neşeli çocuk
Onlar gülüp oynarken ses çıkarmayın sakın
Üşüyorum cam kapı neden hep böyle açık
Kurumuş mu çiçeğim zahmet olacak bakın
Sol yanımda bir sızı sol yanım harap göçük
Yanıma biraz ekmek biraz da su bırakın
Geçmişi anın sıkça ahireti anlatın
Burda vakit bir türlü gelip geçmek bilmiyor
Üstüme şu kırmızı battaniyeyi atın
İçimdeki rüzgarın arkası kesilmiyor
Son sahnesi oynanan dünyadaki hayatın
Düşmanım alkışlarken dostum neden gülmüyor
Saklamayın kendimi en iyi ben bilirim
Her yüzden okunuyor yavaş yavaş öldüğüm
Düşünürüm nasıldır neredir orda yerim
Hakkını alacaksa yarın borçlu olduğum
Bimem kula hakkını neyle nasıl öderim
Keşke bir ot olsaydım düşünmeden yolduğum ……….
filiz 2010 Kocaeli
5.0
100% (10)