0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1066
Okunma
Sonbahar hızla sarılırken kışın kanatlarına,
Ağaçlar inadına bahar ister gibiydi.
Toprağa düşen yaprakları okşadı güneş son bir kez daha...
Parktaki ahşap masa ve taş bank beklerken beni;
Hüzünlü, sessiz ve kimsesizdi…
Sanki "Gel," diyordu, "gel paylaşalım yalnızlığımızı,
İkimizde de tesellisi ve telafisi olmayan ince sızı...
İstersen bir de çay ısmarlarım sana,
En sevdiğin sözcükleri kazırsın bir köşeme
Tabii varsa..."
Teslimiyet içinde yaklaştım yanına,
Sevgiyle aldı ellerimi avuçlarına…
"Hadi yaz," dedi, "yaz içinden geçenleri."
Neler geçmiyordu ki... Hiç gerçekleşmeyecek düşler,
Hüznünü bir tül perdenin arkasına saklayan gülüşler
Ve nice, nice vazgeçişler…
Elimdeki kalem, rastgele gezinirken ak sayfada,
Birden üç harfe takıldı kaldı masada.
Yazmak istedikçe o bir yerlerden kopuyordu;
Beni üç kurşun gibi, üç harfle yüreğimden vurdu...
Bu öykü bir sonbaharda yaşandı,
Sırtüstü çimlere uzanan yapraklar olanlara tanıktı.
Silah sesini bir ben duydum, bir de onlar duydu;
Üstelik yüzüme gülümseyip adını da aşk koydu...
14.12.2009 / Hatice Ak
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.