Halk arasında yarım akıl tipler vardır, zır câhillerdir ama bilmezler, ağızları iyi laf yapar, kulaktan dolma, ezber cümlelerle konuşurlar, irdelemezler, o birikimleri yoktur, yakaladıkları üç-beş taneyi geçmeyen gerçek bilgileri, ellerine, yüzlerine bulaştırarak satarlar her fırsatta... Tatlı dillerinden ötürüde etrafları kalabalıktır.
Yarım doktor candan, yarım hoca imandan eder" derler ya, öyle işte...
"Cehâlet bilinçli direniştir," der üstâdım Metin Bobaroğlu.
Maalesef, ilmin popülizme kurban olduğu, sesi gür çıkanın, şamata yapanın haklı sanıldığı bir tuhaf zamandayız. "Gugıl mezunu" (Google.com) ve gogılâlimi doldu her taraf, bir iki tıklama ile binlerce hatta yüzbinlerce sayfa sonuç...
Herkes herşeyi biliyor, ne güzel :) "ben ne bilirim?" diyen yok hiç...
İmam-ı Azâm Ebû Hanife’ye soru soran birine; -" Malûmatım yok o konuda" diye cevap verdiğinde adam epey şaşırmıştır, imamın uzmanlık alanı dışında sorduğu bir, iki sorusunada "bilemem" yanıtını alınca, sinirlenen ve saygısızlaşan câhil adam;
-"Yazıklar olsun sana, bir de "dersi azâm" oalcaksın, ne diye maaş alıyorsun bilmiyorsan?" deme küstahlığını gösterince, imam âli cenâplık edip, tevazû ile cevap vermiştir...
-"Ben sadece bildiklerim için maaş alıyorum, bilmediklerime ödeseler, devletin hazinesi yetmez di..."
Lâfım ve sözüm ve dâhi tüm taşlar "haddini" bilmeyenlere...
Adam görünen ama ne yapsa ne etse de olamayanın kalkar üç şeyi doluverince kesesi...
Önce burnu kalkar adamın, parayı bulunca az, arabayı değişir, hemen.
Sonra poposu kalkar , beğenmez eski muhiti, unutur peşinden eski tanışları, arkadaşları, ahbapları, dostları!
Biraz daha dolunca kese kalkıverir, afedersin üçüncü şeyi , karıyı değişir...
Demek ki neymiş adam olmak ve öyle kalmak istiyorsan üç şeyin duracak yerli yerinde olur olmaz her şeye kalkmayacak,
hani ne demişti Hace Bektâş hazretleri eline , şeyine , diline , onun gibi bir şey işte...
* " Yarım akıl, yarım iman ve yarım bilgi ile yarım ahlâklı câhil cühelâ insanlaradır tüm sözüm... Yoksa Hünkâr Hace Bektâş Velî hazretleri baş tâcımdır, sözün doğrusununda "Eline, Beline, Diline" olduğunu ve bu üç işaret edilen yerin tüm günahlara sebep olduğunu biliriz elhamdülillah, bir de gönlüne (kalbine) sahip olmak ile de ârif olunur zâhir... "
Paylaş:
1 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Hay kalemin dert görmesin.Şair açık sözlüdür , onun gönlünde ne varsa kalemindede odur.Ne demiş Mehmet Akif Ersoy BUDUR BENİM CİHANDA EN BEYENDİĞİM MESLEK SÖZÜM ODUN GİBİ OLSUN ,HAKİKAT OLSUN TEK.. Saygılar........
Neycence şiirler demişsiniz ama ben maalesef neyzence saçmalıklar gördüm burada birincisi; "Hace Bektaş" değil "Hacı Bektaş-ı Veli" ikincisi; O'nun sözü sizin tabiriniz gibi, eline şeyine... saçmalığı değil "Eline Beline Diline sahip ol" şeklindedir.
Kültürümüzün ulu bir hünkarının sözlerini değiştirerek ve ismini kullanarak, size layık bir tarzda yazmış olduğunuz bu şiirinizi (!) KINIYORUM.
aşağıdaki bilgiler okurlar içindir
" “Eline, Beline, Diline sahip ol” ne anlama geliyor?
Herhalde dünyada anlamı bu kadar derin ve kapsamlı olan ama aynı zamanda sadece üç sözcük olan başka bir kavram yoktur. Bazılarının onlarca kitaba, yüz binlerce sözcüğe sığdıramadığını Hacı Bektaş Veli üç sözcükle anlatmış. ELİNE, BELİNE, DİLİNE SAHİP OL.
İnsanın bu üç organı toplumu ve insanı geliştirdiği, özgürleştirdiği gibi aynı zamanda insanı ve toplumu düşkünleştirir, yozlaştırır. Ulu Hünkâr bütün bu gerçeklikten yola çıkarak sağlam bir ahlâk sistemi kurmuştur. Şimdi bu ahlâk sistemini biraz daha inceleyelim:
EL: İnsanın eli her türlü iyiliğin ve yine kötülüğün uygulayıcısıdır. İnsan eline sahip olmadı mı katil, hırsız olur. İnsan eline sahip oldu mu üretir. Üreten ve yaratan, çaba sarf eden, emek harcayan insanda güzel insandır. Güzel insanda kendisinden başlayarak topluma hizmet edendir. Toplumsal huzuru, barışı sağlayandır.
BEL: İnsan kendi hayvani cinsel güdülerine hâkim olmadı mı her türlü sapıklığı yapar. Sapıklık, toplumsal çürümeye, ahlâksızlığa götürür. Bunun zıddı olan, yani insan cinselliği olumlu anlamda bir üreme aracı olarak değerlendirdiğinde sonuç yine toplumsal ve bireysel huzur olur. Yine insan doğan çocuğuna gereken ilgiyi göstermedi mi o çocuk toplumun başına belâ olur, her türlü zararlı olaya açık olur. Demek ki; insan eline, beline hâkim olmakla salt hayvani güdülerini dizginlemiyor. Bununla beraber oluşturduğu aile sistemiyle kendisinin vesile olduğu çocuğunu da eğitiyor.
DİL: Dil insanlar arasında iletişimi sağlayan organdır. Bir insan dilini iyilik için de kullanabilir kötülük için de. İnsan dilini yalandan, riyadan, sahtelikten korumalı ve yalana, sahteliğe alet etmemeli, yani diline sahip olmalı. Duyduğu olumsuzlukları düzeltmeli, yalandan kaçmalı, kilit vurmalı. Dilini iyi, güzel insanı ve dolayısıyla toplumu huzura kavuşturacak şekilde kullanmalı.
Ulu Hünkâr Hacı Bektaş Veli, Makalat adlı kitabında şöyle sesleniyor insanlığa: "İnsanın üç iyi dostu vardır. Öldüğünde, bunlardan biri evde, öbürü yolda kalır. Üçüncüsü ise kendisiyle birlikte gider. Evde kalan malı, yolda kalan dostlarıdır. Kendisiyle giden ise iyiliğidir."
Bir insan Eline, Beline, Diline sahip olduğu müddetçe iyi bir insandır. Eline sahip olmakla; kendisini her türlü şiddetten, hırsızlıktan, cinayetten korumuş olur. Beline sahip olmakla; çocuğuna iyi bir baba, eşine ise iyi bir eş olur. Yoksa her türlü hayvani güdüyü tatmin etmek için ömrünü geçirir. Diline sahip olan ise kendisini her türlü yalandan, sahtelikten korumuş olur. Eğer insanlık bu ilkeleri asgari bir şekilde uygulasa her türlü yozluğun ve yobazlığın sonu gelir. " "
Ayrıca mübarek "Bektaşî" değildir, tıpkı HZ Ali'nin (KS) alevî olmadığı gibi, "Bektaşî" onun yolundan gidenlerin, tarikine baş kesip, el bağlayanların genel adıdır... HZ Ali'yi (KS) sevenlerin "Alevî" adıyla anılması gibi.
Merhaba Hilmi bey, öncelikle hassasiyetiniz için teşekkür ederim, fakat saygısız ve cahilâne tespitiniz için bende sizi kınıyorum. Ben Neyzen Tevfik'in akrabasıyım, ayrıca tasavvufî konularda on yılı âşkın süredir konferanslar veriririm, meşrepler uzmanlık alanımdır, Can Yücel dâhil pek çok şâirin dilinden bu yazdıklarımdan daha beter hicîv ve taşlamalar dökülmüştür...
Şimdi gelelim cehâletinize;
1- Hacı değil, çünki hacca gitmemiştir, tıpkı Hace Nasreddin'e halk kolayına geldiği için hoca dediği gibi, Hace Bektâş-ı Velî hazretlerinede "hoca" demek cehâletini ve kolaylığını göstermiştir... "HÂCE" hoca demektir... Doğru kaynaklardan okursanız bana teşekkür edeceğinizi ve özür dileyeceğinizi düşünüyorum. Tabii iddia ettiğiniz gibi edep ve adâp sahibi iseniz. Bu arada vakfımızın web sitesinden bu ve benzeri hususlarda değerli bilgilere ulaşabilirsiniz... (www.anadoluaydinlanma.org)
2- Eline, beline, diline... Bu sözün dorusunu benim küçük oğlum bile bilir. daha önce ege şivesi ile yazdığım ve genel olarak yurtiçi ve yurtdışı dâhil pek çok beğeniyle karşılanan ve olumlu eleştiri alan "Bildin mi?" isimli (listemde var) taşlama şiriirn devamı tarzında bir çalışmadır bu. Halk diliyle, amiye tâbirle, bitirimce, kabadayı lügât ile, argo jargonla sokaklarda böylesi yarım akıl hocalar boldur...
İrfan sahibi olanlar onları görür ayırd eder ve bu söz ile ikâzda ederler akıl sahiplerini; "yarım hoca dinden, yarım doktor candan eder," diye...
Ben yinede yüce Hünkâr Hâce Bektâş-ı Velî hazretlerine (Hacı asla değil iftiradır, hacca gitmemiştir) olan saygınızdan ve bağlılığınızdan böyle bir hassasiyet gösterdiğinizi düşünüyorum. Eğer yolun bağlıları, sevdalıları ve erenler arasında bir üzüntüye sebep olduysam özür dilerim. Aynı olgunluğu şahsıma karşı sizden de beklerim. Yok eğer tavrınızı sürdürürseniz, tüm saygısızlığınızı ve terbiyesizliğini ve dâhi cehâletinizi geri iade eder, suratınıza çarparım...
Hâzerata saygısızlık yapmak aklımın ucundan geçmez,yapanda önce beni bulur karşısında malımla ve canımla birlikte... O sebeple anlamadan, tanımadan, hele hele gurbette olmanın heyecanıyla (yıllarca Hannover'de yaşadım) ucuz kahramanlığa soyunmayın...
Yazdığınız bilgilendirmeyi henüz okumadım. Onunla ilgilide okuduktan sonra cevap yazıcam size. Ama sizinle görüşmeyi kesin istiyorum Beni bulun lütfen, adımla aradığınızda nettende bulursunuz. Ben size ulaşmaya çalışıyorum. Konuşalım...
Yedi güllerin dikeni Neyzen Muharrem Dere
Konferans notlarımı ve HZ. İNSAN konulu yazılarımı "İNSAN" adlı xing.com adlı site gruplarından inceleyip okuyabilirsiniz...
Ayrıca mübarek "Bektaşî" değildir, tıpkı HZ Ali'nin (KS) alevî olmadığı gibi, "Bektaşî" onun yolundan gidenlerin, tarikine baş kesip, el bağlayanların genel adıdır... HZ Ali'yi (KS) sevenlerin "Alevî" adıyla anılması gibi.
Merhaba Hilmi bey, öncelikle hassasiyetiniz için teşekkür ederim, fakat saygısız ve cahilâne tespitiniz için bende sizi kınıyorum. Ben Neyzen Tevfik'in akrabasıyım, ayrıca tasavvufî konularda on yılı âşkın süredir konferanslar veriririm, meşrepler uzmanlık alanımdır, Can Yücel dâhil pek çok şâirin dilinden bu yazdıklarımdan daha beter hicîv ve taşlamalar dökülmüştür...
Şimdi gelelim cehâletinize;
1- Hacı değil, çünki hacca gitmemiştir, tıpkı Hace Nasreddin'e halk kolayına geldiği için hoca dediği gibi, Hace Bektâş-ı Velî hazretlerinede "hoca" demek cehâletini ve kolaylığını göstermiştir... "HÂCE" hoca demektir... Doğru kaynaklardan okursanız bana teşekkür edeceğinizi ve özür dileyeceğinizi düşünüyorum. Tabii iddia ettiğiniz gibi edep ve adâp sahibi iseniz. Bu arada vakfımızın web sitesinden bu ve benzeri hususlarda değerli bilgilere ulaşabilirsiniz... (www.anadoluaydinlanma.org)
2- Eline, beline, diline... Bu sözün dorusunu benim küçük oğlum bile bilir. daha önce ege şivesi ile yazdığım ve genel olarak yurtiçi ve yurtdışı dâhil pek çok beğeniyle karşılanan ve olumlu eleştiri alan "Bildin mi?" isimli (listemde var) taşlama şiriirn devamı tarzında bir çalışmadır bu. Halk diliyle, amiye tâbirle, bitirimce, kabadayı lügât ile, argo jargonla sokaklarda böylesi yarım akıl hocalar boldur...
İrfan sahibi olanlar onları görür ayırd eder ve bu söz ile ikâzda ederler akıl sahiplerini; "yarım hoca dinden, yarım doktor candan eder," diye...
Ben yinede yüce Hünkâr Hâce Bektâş-ı Velî hazretlerine (Hacı asla değil iftiradır, hacca gitmemiştir) olan saygınızdan ve bağlılığınızdan böyle bir hassasiyet gösterdiğinizi düşünüyorum. Eğer yolun bağlıları, sevdalıları ve erenler arasında bir üzüntüye sebep olduysam özür dilerim. Aynı olgunluğu şahsıma karşı sizden de beklerim. Yok eğer tavrınızı sürdürürseniz, tüm saygısızlığınızı ve terbiyesizliğini ve dâhi cehâletinizi geri iade eder, suratınıza çarparım...
Hâzerata saygısızlık yapmak aklımın ucundan geçmez,yapanda önce beni bulur karşısında malımla ve canımla birlikte... O sebeple anlamadan, tanımadan, hele hele gurbette olmanın heyecanıyla (yıllarca Hannover'de yaşadım) ucuz kahramanlığa soyunmayın...
Yazdığınız bilgilendirmeyi henüz okumadım. Onunla ilgilide okuduktan sonra cevap yazıcam size. Ama sizinle görüşmeyi kesin istiyorum Beni bulun lütfen, adımla aradığınızda nettende bulursunuz. Ben size ulaşmaya çalışıyorum. Konuşalım...
Yedi güllerin dikeni Neyzen Muharrem Dere
Konferans notlarımı ve HZ. İNSAN konulu yazılarımı "İNSAN" adlı xing.com adlı site gruplarından inceleyip okuyabilirsiniz...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.