0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1403
Okunma
Biliyorum…
o cüzamlı kadınları…
o katıla katıla gülerek düştüğümüz çukurları
ve beyaz ayakkabımızda bir iki çamur kırıntısı…
biliyorum.
bugün bir başka olduğumu,
dünden uzaklaştığımı,
o kadar aklı selimim muhakkak; görüyorum…
küfür de edebiliriz…
bir ihtimal…
karıştırıyorum;
o cüzamlı kadınları, o güzel gülücükleri olan suratında
o beyaz ayakkabılı, çamur kırıntılı…
tanıklarım var.
henüz o yaşa varmadığımdan
sanıklarım ancak!
fakat ayın 16 sındayım
ve muhtemelen yine biliyor olacağım;
o hastalıklı, o sevimsiz, o muhteşem kadınları…
o kadınlar!
solmuş yüzlerine tükürülür çoğunlukla;
ben o tükürüğe razıyım…
eteklerin tutuştuğu o abazanlık halini hatırlıyorum
ve klasik bir müziğin altında; bir faytonda, bir kaldırımda, bir tuvalette…
benim tanıklarım, öldüler
henüz vardım o yaşlara…
fakat ben her ayın 16 sında önce o cüzamlı kadınlarla sevişiyorum
ve yüzlerine tükürülen tükürüğe de razıyım.
o sebepsiz kadınlar
kusursuz kadınlar!
kusuru yanında kusur kalan…
zavallı, ak, kara, mor kısraklar…
kadınlar…
hep vardılar ve hiç yoktular…
üç noktaydılar.
onlar da biliyorlar;
yarın bugünü bekledikleri dünü arayacaklarını…
Halil Babür
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.