18
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
3293
Okunma

Eagles isimli grubun vazgeçilmez bir klasiği haline gelen Hotel California, gerçek hayatta yaşanılmış bir aşk hikayesini konu almaktadır...
Şarkıda bu aşkın güzelliği ve büyüsü anlatılır.Lakin şiirde işlediğim üzere mutlu sonla tamamlanmamıştır…
Yalnızlığın pusulasında bir adam.
Serin meltemlerin saçları savurduğu esrarlı yaz gecesi,
Hoyrat kumsal ateşi yanıyor gözlerinde…
Radyodan sarhoş şarkılar sızarken,
Dumanlı kafası ve kayan gözleri,
Geceye sığınmalısın dedi..
Arabasını önüne çektiği,
Hayatındaki boşluğun sığacağı yer…
Hotel California !..
Resepsiyon zili çağrışımında öğrendiği oda numarası ile,
Koridorda ilerlerken,
Duvarlardan sedalar ilişti kulağına.
Hoş geldiniz…
Gülümsedi adam.
Bu şirin otelin az sayıda odalarından,
Kapısı ardına kadar açık olandı kendisininki !
Ne hoş, ne romantik bir ortam.
En derin yalnızlıklar burada kaybolur…
O büyülü atmosferde,
Bin gecelik uykuya devrilen gözler,
Asırlık sevişmelere uyanacaktı…
Ertesi gece hüzün artığı siyahlarını giyinerek,
Biraz içki, biraz müzik için bara indi..
Bindokuzyüzaltmışdokuz Barolo Red şarabını yudumlarken,
Dans edenlere takıldı gözleri…
Çevresinde arkadaş diye andığı başka erkekler olan,
Son derece alımlı, çekici bir kadın !
Her salınımında şehvetini savuruyor etrafına.
Hayır, şeytan tüyü değil ondaki.
Olsa olsa kanatlarıdır meleklerden çaldığı…
Adam büyülenmişti ve kilidi çözülmedi gözlerinin,
Kadın da süzüyordu baygın bakışlarla.
Sorgulamadan kendilerini bir an bile,
Yaklaştılar; yakıştılar da…
Kırmızı şarabın büyüsünde tutkuya yakalanan adamın,
Savurduğu hüzün siyahlarıyla taradı saçlarını kadın…
İşte böyle başladı…
Derin kalp atışlarının bedenlerdeki çığlıkları,
Buğulu bakışlardan, nefessiz sevişmelere bırakıp yerini,
Gecenin yanıp sönen ışıklarına, denizin kokusuna karışıyor.
Burası Hotel California !
Her gün cennette başka bir gün…
...
Uzun bir yaz bitti; nasıl geçtiği anlaşılmadan.
Kendinde kaybolan zamanın gözyaşı damladı,
Ayrılık vaktine…
İki sevgili ağlayarak birbirlerine bakarken,
California daha önce hiç tanımadığı sessizliğe bürülü.
Bu yaşanılanlar bir rüya mı?
Yaz aylarının hayata ektiği mevsimlik tohumun meyvesi miydi?
Yoksa zamanın şahit olduğu kadar gerçek mi?
Duyguların özü, sevgililerin birbirine verdiği sözle anlaşılacaktı…
Ne bir adres alındı, ne de bir telefon.
Bir yıl sonra,
Aynı gün, ilk karşılaştıkları yerde buluşmak üzere ayrıldılar…
Cennetin kapıları kapandı; cehenneme sürgün oldu aşk…
Mutluluk kitabı rafa kaldırılıp,
Özlem okunacaktı çaresiz…
Umutsa, bir yıl sonra aynı yolun bulunmasını sağlayacak ışık gözlerde…
Güneş kızgınlığını yitirirken,
Sonbahar ayrılığı, kışın soğukkanlı kollarına bıraktı.
Ve aşıkların ısınmaları için nöbeti yeniden devraldı yaz.
Adam arabasına bindi ve tükenmek bilmeyen yolları devirdi,
Çılgınca özlediği sevgilisine ulaşma telaşında.
Takvimler bir yıl sonra aynı günü gösterirken, aynı yerde…
Yol yorgunu gözlerinde bir kâbustan ibaret değil,
Adamın tanık olduğu…
İnanılır gibi değil !
Dün gece o talihsiz yangının çıktığı,
Gecenin siyahına bürülü,
Üzerinden sönen ateşin dumanları kalkan bu bina,
Hotel California olmamalıydı…
Bu karanlık,
Çok özlediği sevdiği adamı görme heyecanı ile,
Otele bir gün önceden gelen kadını sarmamalıydı…
Hotel California doldu adamın gözleri…
Aşk askıda kaldı; sevgilinin duran(!) kalbi ritminde…
_________________________________________________Yağmurun izi
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.